00
Yazı Detayı
20 Aralık 2023 - Çarşamba 18:24
 
Türk Gençliği Zehirleniyor
Mustafa Mete Islamoglu
 
 

BAŞLARKEN:Lütfen bu yazıyı okuyun ve paylaşın  Bu gençlerimizi kim zehirliyor! Uyuşturucu zehiri gençler kadar çok küçük yaşlarda ellerşne nasıl eçiyor. Bu uyuşturucuyu kim getiriyor?  Bunun torbacısı kim? Bunlara neden engel olan yok?  


Bunun ticaretini yapan kim? Bu gençler bu illete nasıl kolay alıştırıldı ve hemen ekde  edebiliyor hiç düşündünüzmü? . Bütün bu sorular ortada dururken maalesef kılını kıpırdatan kimse yok. Varsa da onların menfaatleri olduğu için ilgilenmiyorlar. Her köşe başında gençler uyuşturucu müptelası olmuş şekilde akşamları dolanıp duruyorlar. Bunlar; ırzi, namus, onur haysiyet, şeref kavramlarını hiçe sayan adi bir serseri bir gençlik olarak yetişiyor.


Bunlardan aile, vatan sevdalısı asker, eş dost iş adamı, devlet memuru vs. Asla olmaz olamaz. Emniyet tedbirlerini bir kenara bırakırsak. Peki, bun aziz şehitler yurdu ülkemizde büyüklerimiz ya da din adamlarımız ve öğretmenlerimiz bu işlere neden engel olmazlar, ya da bu işin sonu nereye varacak diye Hiç düşünmezler mi. Resmen yeni nesil uyuşturucu müptelası olarak yetişiyor.


Diyanet'in son günlerde sigara haram diyerek sigaraya yüklenmesi uyuşturucu ve içki gibi bağımlılıkları masum mu kılıyor. Uyuşturucu ve içki sigaradan daha mı az zararlı. Bunun önüne engel koyacak hiçbir şey nasıl yapılmaz şimdiye kadar anlamak mümkün değil. Bakınız… Ey efendiler, âlimler, öğretmenler, ebeveynler, kurum amirleri ve siyasi otoriteler! Bırakın seçim yarışını. Seçilmek için yaptığınız fedakârlıkların(!) ve çabaların yarısını da bu işe ayırın. Yapacağınız en büyük yatırım nesli korumaya yönelik olanı olacaktır. 


Bu işin vebali büyüktür. Yarın bu gençler yakamıza yapışacak. Gâh bu dünya da gâh ahirette. Bunun vebalini hiç kimse veremez.  Bu nedenle bu işe topyekûn bir el atmalıyız.  Bu işe bir çözüm getirmeliyiz. Çocuklarımız gençlerimiz göz göre göre elden gidiyor. Öyle bir nesil yetişiyor ki; doğru ve sağlıklı düşünemiyor, iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edemiyor.  Daha geçen aylarda gencecik bir kardeşimiz bu illetten dolayı hayatını kaybetti.


Bu uyuşturucu işi yapanların gözleri para ve hırs bürümüş. Zerre kadar çocukları ve gençleri düşünmezler. Onlar için sahipsiz, dışlanmış, cahil bırakılmış, İslamsız yetişmiş ve namazsız gençler potansiyel birer kullanıcı ve müşteridir. Gençlerimizi bu alçakların insafına mı terk edeceğiz.


Peki, bu işin çözümü nedir. Nasıl mücadele edeceğiz.   Yoksa kim ne haltı varsa   görsünmü diyeceğiz.

 
Çorlu’da uyuşturucu madde kullanımı gençleri zehirlenmeye devam ediyor. Eski Hükümet Konağı’nın önünde bulunan parkta madde bağımlısı gençlerden biri ölü birkaçı baygın halde bulundu. İstanbykda hergün 8 ile 10 genç madde bağımlılığı yüzünden hayatını kaybediyor. İzmir’de Ankara’da, Bursa’da her gün mutlaka bir kaç madde bağımlısı gencimiz ya hastaneye kaldırılıyor yada cinayet suçlusu olarak yakalanıp içeri atılıyor.

 
İşte bu kadar vahim bir hayatın içinde çırpınan Türk gençliği var. Ve kimsenin umurunda da değil.


Çorlu’da uyuşturucu madde kullanımı gençleri zehirlenmeye devam ediyor. Eski Hükümet Konağı’nın önünde bulunan parkta madde bağımlısı gençler hemen her gün baygın halde bulunuyor. Bir gazeteci anlatıyor. “Çorlu’da uyuşturucu kol geziyor” başlığıyla gündeme taşımıştık. Haberimizin üzerinden iki gün geçmeden aynı bölgede uyuşturucu kullandığı için baygın halde bir genci görüntüledik. Madde bağımlılarının yuvası durumuna gelen bölge bir türlü madde bağımlılarından temizlenemedi. Gün içinde ve akşam saatlerinde Eski Hükümet Konağı’nın bulunduğu alana gelen madde bağımlıları uyuşturucu kullanmayı sürdürüyor.


500 KİŞİYE 1 POLİS DÜŞÜYOR
Tekirdağ İl Emniyet Müdürü Mehmet Erduğan geçtiğimiz yıl 2019’da yaptığı açıklamada, Çorlu’da 500-600 kişiye kişiye 1 polisin düştüğünü ifade etmişti. 2019 yılında Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü görevine atandığı zaman basın mensuplarıyla bir araya gelen Mehmet Erduğan yaptığı açıklamada: “Tekirdağ için gördüğüm, il genelinde nüfus 1 milyon 30 bin civarında. 


Nüfus yoğunluğunun yarısı Çorlu Ergene, Çerkezköy, Kapaklı havzasında yaşıyor. Sanayileşmenin verdiği bir göç oluyor sürekli. Dolayısıyla buradaki hizmetleri yürütürken bir takım eksiklikler aksaklıklar oluyor, bizim de eksikliklerimizi var. Personel yönünden ciddi sıkıntılarımız var, örnek verecek olursak Türkiye genelinde 220 kişiye bir polis düşüyorken, polis bölgesinde yaşayan nüfusla alakalı söylüyorum, Kapaklı da bu oran bin kişi. Bin kişiye 1 polis düşüyor. Çorlu’da 500-600 kişiye bir polis düşüyor. Bunlar ciddi uçurumlar, birebirde bunları yakalayamasak bile bu makası daraltmamız lazım” demişti.


UYUŞTURUCUYA ERİŞİM ÇOK KOLAY
Madde bağımlılarıyla ilgili bir gezeteye bilgi veren bölge esnafı, uyuşturucuya erişimin çok kolay olduğunu ifade ederek; “Biz burada görüyoruz, uyuşturucu satıcıları buralara gelip gençlere uyuşturucu veriyorlar, kimisi de mahalleye gidip oradan alıp burada içiyorlar. Fiyatı da yüksek olmadığı için kolayca erişebiliyorlar” demekte.


AİLELER ÇOCUKLARI İÇİN ENDİŞELİ
Çorlu’da uyuşturucu vakalarının artmasından duydukları endişeyi dile getiren aileler; “Çocuklarımız için korkuyoruz. Çorlu’da sürekli madde bağımlılarını görüyoruz, bizlerinde çocukları var. Yarın bizlerin çocukları da uyuşturucuya alışırsa neler yaparız, düşünmek bile istemiyoruz” dedi.


TÜRKİYENİN HER YERİNDE DEVLETTEN MAAŞ ALANLAR NEDEN  GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMIYOR
Örnek verelim, Çorlu’da polis sayısının yetersiz olduğunu ifade eden esnaflar; “Çorlu’da polis sayısının düşük olması, uyuşturucuyla mücadelede yetersiz kalınıyor. Polis sayıları fazla olsa uyuşturucu satıcıları bu kadar rahat olamazlar. Polis sayılarının biran evvel artırılmasını, uyuşturucu ile mücadelede çok ciddi adımlar atılması ve bu görüntüleri görmek istemiyoruz” diyerek yetkilere tepki gösterdiler.  Uyuşturucu Madde Politikası: Yasalar, Stratejiler ve Ekonomik Analizler Uyuşturucu maddelerin kullanımı insanlık tarihi kadar eskiye dayanmaktadır. 


Tarihte uyuşturucu maddeler büyücüler tarafından dinsel törenlerde kullanıldığı gibi kimi zaman tıbbi amaçlarla da kullanılmıştır. Keyif verici özelliği nedeniyle sonraları bu amaçla tüketilmiş ve bu türden bir tüketimi besleyecek arz da beraberinde şekillenerek tıpkı ekonomik yapıdaki gibi bir arz ve talep oluşmuştur. 


Yüksek miktarlardaki getirisi nedeniyle zamanla ülkeler bu pastadan pay kapma yarışına girmişler, bu amaçla 19. yüzyılda Çin ve İngiltere arasında yapılan 1. ve 2. Afyon Savaşlarındaki gibi savaşı bile göze almışlardır. Yunanca uyku anlamındaki narko sözcüğünden gelen ve İngilizceye “narcotic” olarak geçen uyuşturucu kavramı, sadece uyuşturma özelliğine sahip maddeleri ifade eder gibi düşünülse de, esasen keyif veren, kışkırtan, yatıştıran, hayal gördüren ve uyanıklık sağlayan maddeler için de kullanılan ve anlamı, toplumumuzun büyük bir bölümünün de anladığı şekilde, geniş anlamda düşünülmesi gereken bir kavramdır. 


Öte yandan “Uyuşturucu ile mücadele” kavramı irdelenmiş ve esas olarak sorunun, Arz azaltımı, Talep azaltımı, Uluslararası işbirliği, Bilgi Toplama, Araştırma, Değerlendirme ve Koordinasyon gibi beş boyutu incelenmiştir. 


Birinci bölümde yer verilen diğer bir başlık da mevzuattır. 2012 yılı ve sonrasında uyuşturucu maddeler ve uyuşturucu madde bağımlılığı ile ilgili mücadele eden ve hizmet yürüten kurumlar tarafından hazırlanan/takip edilen mevzuat değişiklikleri, TUBİM’e bildirildiği ölçüde bu bölümde yer almıştır. I. Ulusal Uyuşturucu Strateji Belgesi ve II. Ulusal Uyuşturucu Eylem Planı belgelerinin yürürlük sürelerinin 01.01.2013 tarihi itibariyle sona ermesiyle birlikte, kurumlarımızın katkı ve mutabakatı ile hazırlanan II. Ulusal Uyuşturucu Politika ve Strateji Belgesi (2013-2018) ve III. Ulusal Uyuşturucu Eylem Planı’na (2013-2015) bu bölümde yer verilmiştir. 


Hazırlanan yeni belgelerin yürürlüğe konulması, 02.09.2013 tarihli Başbakan Olur’u ile uygun bulunmuştur. Uyuşturucu madde bağımlılığının her boyutunda mücadele veren merkez ve taşra birimleri arasındaki koordinasyon yapısı da bu bölümde anlatılmış, 2012 yılı sonu itibariyle Ulusal Uyuşturucu Koordinasyon Kurullarının 16 kez toplandığı; İl Uyuşturucu Eylem Planlarının 78 ilde hazırlandığı, İl Uyuşturucu Koordinasyon Kurullarının ise 81 ilin tamamında teşkil edildiği vurgulanmıştır. 

Türkiye’de EWS Çalışma Grubu, 2006 yılında EMCDDA ile TUBİM arasında başlatılan “Phare Projesi” kapsamında oluşturulan Ulusal Çalışma Gruplarından birisi olarak, 2006 yılında kurulmuş ve bu tarihten itibaren faaliyetlerini düzenli olarak yürütmektedir. EWS Çalışma Grubu’nun toplantıları neticesinde 2007-2012 yılları arasında toplam 34 yeni psiko-aktif madde 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkındaki Kanun kapsamına alınmıştır. Son olarak bu bölümde kamu harcamalarına yer verilmiştir. 

Türkiye, uyuşturucu madde ile mücadele alanında yapılan kamu harcamalarına ilişkin verileri ilk kez 2010 yılında raporlamıştır. 2011 yılında bu alanda toplanan verilerin daha sistematik toplanması amacı ile “Kamu Harcamaları Formu” geliştirilmiştir. 2011 yılında sadece merkezi kamu kurumlarında toplanan veriler, 2012 yılına mevcut veri kapasitesini arttırmak amacı ile, yerel düzeyde İl Belediyelerinden de toplanmıştır. 2012 yılında 395.792.280,50 TL harcama yapıldığı tespit edilmiştir. 


Uyuşturucu Madde Kullanım Yaygınlığı Uyuşturucu madde kullanımı önemli bir halk sağlığı sorunu olup, Türkiye’de diğer Avrupa ülkelerinde olduğu kadar yaygın görülmemekle birlikte, tüm boyutları ve risk etmenleri ile birlikte ortaya konması gereken tıbbi, hukuki, sosyal ve güvenlik boyutları olan bir konudur. 


Ülkemizde 2011 yılında TUBİM tarafından ülke örnekleminde ilk kez yapılan Türkiye’de Genel 19TÜRKİYE UYUŞTURUCU VE UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI İZLEME MERKEZİ Nüfusta Tütün, Alkol ve Madde Kullanımına Yönelik Tutum ve Davranış Araştırması (TUBİM GPS Araştırması) ve Türkiye’de Okullarda Tütün, Alkol ve Madde Kullanımına Yönelik Tutum ve Davranış Araştırması (TUBİM SPS Araştırması) sonuçlarına göre esrar dahil herhangi bir uyuşturucu maddeyi en az bir kez deneyenler (yaşam boyu madde kullanımı prevalansı) 15-64 yaş grubunda 2,7, 15-16 yaş grubunda ise 1,5 olarak belirlenmiştir. 


Erkeklerde yaşam boyu uyuşturucu madde kullanımı 3,5 iken, kadınlarda 2,6’dır. Eğitimsizlerde yaşam boyu uyuşturucu madde kullanımı 2,6 iken, ilkokul mezunlarında 2,4, ortaokul mezunlarında 3,2, lise mezunlarında 2,6, üniversite mezunlarında 3,1’dir. TUBİM Genel Nüfusta Madde Kullanım Araştırması’nda esrar en çok kullanılan uyuşturucu maddeolarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılanların 0,7’si, yaşam boyu en az bir kez esrar kullandıklarını ifade etmişlerdir. Esrarı ilk kez kullanma yaşı ortalaması 20,89±3,99’dur. Söz konusu araştırmada genel nüfusun uyuşturucu madde kullanma konusundaki suç algısı incelendiğinde; toplumda uyuşturucu madde kullananların 48,4 sıklıkla “daha çok hasta” ve 25,9 sıklıkla hem suçlu hem hasta” olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle toplumda her 4 kişiden 3’ü uyuşturucu madde kullananları hasta olarak değerlendirmektedir. Toplumun 90’dan fazlası esrar, ecstasy ve eroin denemeyi “hiç hoş görmezken”, günde 10 adet sigara içmeyi 73,1’i, haftada birkaç kez 1-2 içki içmeyi 77,1’i “hiç hoş görmemektedir”. 


Sonuçlar tütün ve alkol konusunda görece daha hoşgörülü olan toplumun uyuşturucu madde kullanımı söz konusu olduğunda hoşgörüsünün çok azaldığını ortaya koymaktadır. Önleme Uyuşturucu maddenin kötüye kullanımı karşısında en iyi strateji, önleme stratejisidir. Günümüzde uyuşturucu madde bağımlılığı geliştikten sonra yapılabileceklerin (tedavi, rehabilitasyon, sosyal reintegrasyon vb) oldukça sınırlı olduğu gittikçe kabul gören bir gerçektir. 


Son yıllarda Türkiye’de talep azaltımı, koruma ve önleme gibi ifadelerden çok daha sıklıkla bahsedildiği görülmektedir. Artık uyuşturucu maddelerin kaçakçılığı ile mücadeleden, narkotik operasyonlarından bahsedilirken aynı zamanda bireyleri uyuşturucu madde kullanımından uzak tutmayı hedefleyen ulusal ve yerel projelerden, etkinlik ve eğitim faaliyetlerine de gündemde yer verilmektedir. 


Bunun nedenleri arasında; uyuşturucu madde bağımlılığı ile mücadelede kolluk tedbirleri ile beraber önleme tedbirlerinin de beraber anılır olması, uyuşturucu maddelerin kaçakçılığını ifade eden arz azaltımı ile bireylerin bağımlılık maddeleri ile bir araya gelmesini önleyici tedbirlerle uyuşturucu madde kullanan bireylerin tedavi ve rehabilitasyonlarını da içeren talep azaltımı kavramları arasındaki denge arayışları sayılabilir. 


2000 yılından bu güne kadar TUBİM koordinesinde ve uzmanların desteği ile “Madde Kullanımı ile Mücadele Temel Eğitimleri” düzenlenmektedir. Bu eğitimler neticesinde kursiyerlere önleme faaliyetlerinin nasıl yapılacağı, nelere dikkat etmeleri gerektiği, hedef kitlenin nasıl belirleneceği gibi konularda eğitimler verilmektedir. Bugüne kadar 551 görevliye eğitimler verilmiş olup birim içi değişiklikler nedeniyle eğitim alanlardan halen 168 görevli önleme eğitimi vermeye devam etmektedir. 


2012 yılı içerisinde TUBİM’in illerdeki temsilcileri olan “Madde Kullanımı İle Mücadele Büro Amirlikleri”nde görevli İLTEM personeli tarafından, toplam 2.999 faaliyette; 399.024 öğrenci, 21.448 aile, 19.482 kamu görevlisi, 15.084 öğretmen ve 64.325 diğer gruplardan olmak üzere toplam 519.363 kişiye yönelik olarak konferans, seminer, tiyatro gibi önleyici aktiviteler yapılmıştır. Ayrıca, yerel düzeyde önleme alanında birçok projeli çalışma yapılmıştır. 20 2013 TÜRKİYE UYUŞTURUCU RAPORU Problemli Uyuşturucu Madde Kullanımı EMCDDA tarafından yapılan tanımlama üye ülkelerin kendi içinde önemli değişim gösterebilmektedir. 


Ancak genelde, eroin, kokain ve amfetamin türü uyuşturucu maddelerin düzenli olarak kullanımı problemli uyuşturucu madde kullanımı olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir ifadeyle; damar içi uyuşturucu madde kullanıcıları, problemli afyon türevi, amfetamin, kokain ve çoklu uyuşturucu madde kullanıcıları literatürde problemli madde kullanıcısı olarak tanımlanmaktadır. Türkiye’nin kendisine özgü bir problemli uyuşturucu madde tanımlaması yoktur. 


Ülkemiz politika olarak tüm yasa dışı uyuşturucuları “problemli” sınıfında değerlendirmektedir. Zira, kimi uzmanlar, bir takım uyuşturucu maddenin “problemli” olarak sınıflandırıldığında, diğer bazı uyuşturucu maddelerin doğrudan “problemsiz” olarak algılanacağını ifade etmişlerdir. Bu sebeple EMCDDA tanımına dahil edilmeyen esrar ve ecstasy kullanımı da Türkiye açısından problemli uyuşturucu madde olarak tanımlanmaktadır. 


Problemli uyuşturucu madde kullanımı hesaplamaları için araştırma yöntemleri literatüründe birçok yöntem bulunmaktadır. 2012 yılı için, yatarak tedavi olan ve kayıt altına alınan bireyler üzerinden çarpan yöntemi (multiplier method) kullanılarak Türkiye’deki problemli madde kullanıcısı konusunda bir tahminde bulunulmuştur. Kaba bir hesaplamayla, genel popülasyonda tüm problemli uyuşturucu madde kullanıcı sayısının (esrar ve ecstasy hariç) Türkiye’de 46.087 ila 73.704 aralığında olabileceği tahmin edilmektedir. 


Söz konusu rakamın ortanca değeri ise yaklaşık olarak 59.895 olduğu hesaplanmıştır. Uyuşturucu Madde Bağımlılığı Tedavisi Türkiye’de bağımlılık tedavisi Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastanelerinde, üniversitelerin tıp fakültesi psikiyatri kliniklerinde, kamu üniversite ortaklığında ve bazı özel hastanelerin ilgili birimlerinde yapılmaktadır. Bağımlılık tedavisi yapan 25 tedavi merkezi bulunmaktadır ve toplam 678 hasta yatağı ayrılmıştır, bunun 457 adedi Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde, 221 adedi ise üniversite ve özel hastaneler bünyesinde bulunmaktadır. 


Yurt genelinde bağımlılık tedavisinin ulaşılabilirliğini artırmak amacıyla yeni merkezlerin açılması planlanmış ve 2012 yılında 3 yeni merkez hizmete girmiştir. Diğer yıllardan farklı olarak, 2012 yılında Türkiye genelinde yatarak uyuşturucu madde bağımlılığı tedavisi hizmeti sunan 22 merkezden tamamı bu çalışmaya veri sağlamıştır. Türkiye’de ilaçların elektronik ortamda reçetelendirilme sistemi olan e-reçete uygulamasına 01.07.2012 tarihi itibariyle başlanmıştır. 


Türkiye’de 2012 yılında bağımlılık tedavi merkezlerinde tedavi gören yatan hastalara ilişkin verilerdir. Bu veriler, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından “Türkiye’de Madde Kullanıcılarında Tedavi Bildirim Sistemi” formu aracılığı ile toplanmaktadır. 2012 yılı içerisinde toplam 4.720 yatarak tedavi gören hasta kaydı bulunmaktadır. Veritabanı 22 tedavi merkezinden manuel doldurulan formlardan oluşmaktadır. 


Formlar kodlama ile doldurulduğundan kişilerin kimlik bilgileri gizli tutulmaktadır. 2012 yıllı içinde hizmet veren 22 merkezin tamamı veri sağlamıştır. 2012 yılı içerisinde; mükerrer kayıtlar tespit edilememekle birlikte, 22 bağımlılık tedavi merkezinin tamamından temin edilen verilere göre toplam 5.845 yatarak tedavi başvurusu gerçekleşmiştir. Ancak mükerrer veriler ve doldurulmayan formlar çıkarıldığında ise 4.720 net veri elde edilmiştir. 


Yatarak tedavi gören hastaların verileri incelendiğinde; 2011 yılında 2.117 iken 2012 yılında yaklaşık 123’lük bir artışla 4.720 olmuştur. Bu dramatik artış manuel doldurulan 21TÜRKİYE UYUŞTURUCU VE UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI İZLEME MERKEZİ formların daha düzenli toplanması ve verilerin işlenmesi süresinde daha özenli davranılmasıyla açıklanabilir. 


2012 yılı içerisinde ayaktan tedavi başvuru sayısı 187.329 olup, bunların 90.121’i Denetimli Serbestlik uygulamaları kapsamında gerçekleşmiştir. 2012 yılında yatarak tedavi gören 4.720 hastanın 53,4’ü (2.519) ilk kez tedavi gördüğünü (daha önce hiç tedavi görmediğini) belirtirken, 46,6’sı (2.201) daha önce tedavi gördüğünü belirtmiştir. 2012 yılında yatarak tedavi görenlerin cinsiyete göre dağılımları incelendiğinde; 93,8’inin (4.427) erkek, 6,2’sinin (293) kadın olduğu anlaşılmaktadır. 


Tedavi olanların yaş grubuna göre dağılımı incelendiğinde; tedaviye başvuran hastaların 20-29 yaş grubu arasında yoğunlaştığı görülmektedir. 20-29 yaş grubundaki hastaların toplam hastalara oranı 53’dür (2.503). Tedavi gören kişilerin 70,6’sının (3.332) ilköğretim mezunu oldukları görülmektedir. Hastaların 59’unun (2.783) işsiz olduğu, 30,3’ünün (1.431) düzenli bir işi olduğu, 2,5’inin (120) ise öğrenci olduğu anlaşılmıştır. Tedavi görenlerin 92,7’si (4.374) ailesi ile birlikte yaşamaktadır. 


Sağlık İlişkileri ve Sonuçları 2012 yılında Türkiye’de tedavi gören uyuşturucu madde bağımlıları içinde 2.007 kişi (42,52) yaşamı boyunca en az bir kez, 1.735 kişi ise son 30 gün içinde damar yoluyla uyuşturucu madde kullandığını ifade etmiştir (36,75). Damar içi uyuşturucu madde kullanıcılarının tamamı opiyat bağımlılarından oluşmaktadır. Opiyatlar içinde en yüksek kullanılan uyuşturucu madde ise eroindir. 


Damar yoluyla eroin dışı bir opioid kullanan kişi sayısı 41’dir (2,04). Bu verilere göre, Türkiye’de tedavi gören bağımlılar arasında damar yoluyla kullanılan temel uyuşturucu maddenin eroin olduğu, eroin dışı opiyatların nadiren tercih edildiği söylenebilir. 2012 yılında bağımlılık tedavi merkezlerinde yatarak tedavi gören ve damar yoluyla uyuşturucu madde kullanımı olan 2.007 kişiden 1.998 tanesine HIV ve viral hepatitler için tarama testi uygulanmıştır. Tüm serolojik testler için geçerli sonuç sayısı 1.821 bulunmuştur. 


Bu kişilerden 12’sinde (0,65) HIV pozitif, 156’sınde (8,57) HBV pozitif, 912’sinde (50,1) ise HCV pozitif sonuç saptanmıştır. 2011 yılında 105 doğrudan MBÖ olayı meydana gelirken, 2012 yılında 54,3 artış göstererek 162’ye yükselmiştir. 2012 yılı doğrudan MBÖ olaylarının; 96,3’ünün (n:156) erkek, 3,7’sinin (n:6) kadın olduğu tespit edilmiştir. Doğrudan MBÖ olgularının yaş ortalamalarının; erkeklerde 30,1 (min:12- maks:66), kadınlarda 32 (min:18-maks:48), genel ortalamada ise 30,2 olduğu tespit edilmiştir. Doğrudan MBÖ’lerin yaklaşık 1,2’sinin 15 yaş altında, 8’inin 15-19, 21,6’sının 20- 24, 21,6’sının 25-29, 16,7’sinin 30-34, 14,8’inin 35-39, 4,9’unun 40-44, 3,7’sinin 45-49, 1,2’sinin 50-54, 2,5’inin 55-59 yaş grubunda, 0,6’sının 65 yaş ve üstünde olduğu, 3,1’inin ise yaşının bilinmediği saptanmıştır. 


2012 yılı doğrudan MBÖ olgularının en sık 20-29 yaş grubunda olduğu saptanmakla birlikte, sıklık sıralaması 20-24, 25-29, 30-34, 35-39 yaş grupları olarak devam etmektedir. Doğrudan MBÖ’ler toplam 24 ilde görülmüş olup, en yüksek ölüm oranı İstanbul’da (n:70, 43,2) gerçekleşmiştir. İstanbul’u sıklık sırasıyla Antalya (n:25, 15,4), Adana (n:15, 9,3), Mersin (n:9, 5,6), Gaziantep (n:9, 5,6), Ankara (n:7, 4,3), Kocaeli (n:4, 2,5), Sakarya (n:3, 1,9), Konya (n:3, 1,9) ve İzmir (n:3, 1,9) izlemektedir. Edirne ve Artvin illerinin her birinde 2 olgu (1,2),Urfa, Bitlis, Bursa, Düzce, Kırklareli, İskenderun, Malatya, Kilis, Ağrı ve Osmaniye illerinin her birinde ise 1 olgu (0,6) saptanmıştır. 2012 yılında İstanbul’da meydana gelen doğrudan MBÖ’ler (n:70), 2011 yılına (n:45) oranla 55,5’lik bir artış göstermiştir. 


2012 yılında Türkiye’de 163 dolaylı MBÖ olgusu saptanmıştır. Olguların 96,9’u (n:158) erkek, 22 2013 TÜRKİYE UYUŞTURUCU RAPORU Uyuşturucu Madde Bağımlılarının Sosyal İlişkileri ve Toplumla Yeniden Kazandırılmaları Bağımlılık, ergenlik döneminden yaşlılık dönemine değin gözlenebilen ve bireyin yaşam kalitesini düşüren önemli bir halk sağlığı sorunudur. Madde kullanımının genç nüfus arasında azaltılması ülkelerin madde kullanımı politikalarında yer alan öncelik konularından biridir. 


Talep azaltımı, ülkemiz madde ile mücadele politikasında da önemli yer tutmakta, tedavi ve rehabilitasyonu da içeren çok yönlü bir strateji olarak kabul edilmektedir. EMCDDA toplumla yeniden bütünleşmeyi, bireyin, eğitim, iş, barınma ve sosyal ilişkiler/ çevre aracılığıyla toplumun yeniden ve tam bir üyesi olmasına yardımcı olacak müdahaleler olarak tanımlamıştır. 


Kısaca, toplumla yeniden bütünleşme, eski bağımlının toplumla bütünleşmesini sağlamaktır. Strateji Belgesinin uygulanmasına yönelik hazırlanan III. Ulusal Uyuşturucu Eylem Planı’nda “Rehabilitasyon ve sosyal bütünleşme programları oluşturmak ve uygulamak” hedefi ile ilgili olarak; “Uyuşturucu madde bağımlılarının tıbbi tedavisi sonrasında rehabilite ve topluma yeniden kazandırılması amacıyla, rehabilitasyon hizmetlerinin/programlarının uygulanması Uyuşturucu bağımlılarının, tedavi sonrası topluma kazandırılması amacı ile İŞKUR tarafından Aktif İşgücü Hizmetlerinden yararlandırılması Gençlik Projeleri Destek Programı kapsamında uyuşturucu bağımlısı gençleri de kapsayan sosyal uyum projelerine öncelik verilmesi” faaliyetlerine yer verilmiştir. 3,1’i (n:5) kadındır. Erkeklerin yaş ortalaması 35,5 (min:16-maks:72), kadınların yaş ortalaması 27,8 (min:22-maks:39) ve tüm olguların yaş ortalaması 36,5 (min:16-maks:72) olarak hesaplanmıştır. 


Dolaylı uyuşturucu madde bağlantılı ölümlerin yaş gruplarına göre dağılımı incelendiğinde; 15 yaş altında ölüm olmadığı; 15-19 yaş grubunda 12; 20-24 yaş grubunda 21; 25-29 yaş grubunda 39; 30-34 yaş grubunda 16; 35-39 yaş grubunda 20; 40-44 yaş grubunda 10; 45-49 yaş grubunda 10; 50-54 yaş grubunda 9; 55-59 yaş grubunda 9; 60-64 yaş grubunda 4; 65 yaş üzerinde 6 ölüm olayının gerçekleştiği, 7 olgunun yaşının bilinmediği saptanmıştır. 


2012 yılı dolaylı MBÖ olgularının en sık 25-29 yaş grubunda olduğu saptanmakla birlikte, sıklık sıralaması 20-24, 35- 39, 30-34, 15-19, 40-44, 45-49, 50-54 ve 55-59 yaş grupları olarak devam etmektedir. Olguların ölüm nedenlerine göre dağılımı incelendiğinde; önceki yıllardan farklı olarak en sık ölüm nedeni kalp, damar hastalığı olup, sıklık sırasıyla; ateşli silah yaralanması, kesici-delici alet yaralanması, trafik kazası, ası, bilinmeyen, yüksekten düşme ve suda boğulma şeklinde devam etmektedir. 

Dolaylı MBÖ’ler 37 ilde görülmüş olup, en yüksek ölüm oranı İstanbul’da 51 (31,3) gerçekleşmiştir. İstanbul’u sıklık sırasıyla; İzmir 20 (12,3), Ankara 10 (6,1), Adana 10 (6,1), Antalya 9 (5,5), Manisa 6 (3,7), Mersin 6 (3,7), Gaziantep 6 (3,7), Aydın 4 (2,5) izlemekte olup, Diyarbakır, Malatya, Muğla ve Kocaeli illerinin her birinde 3 (1,8), Trabzon, Bolu, Giresun, Edirne ve Rize illerinin her birinde 2 (1,2) olgu, Adıyaman, Bursa, Tekirdağ, Aksaray, Amasya, Niğde, Düzce, Samsun, Iğdır, Isparta, Çorum, Kırşehir, Sakarya, Hakkari, Erzincan, Tunceli, Kayseri, Zonguldak ve Osmaniye illerinin her birinde 1 (0,6) olgu saptanmıştır. 


23TÜRKİYE UYUŞTURUCU VE UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI İZLEME MERKEZİ başlama nedeni olarak, arkadaş etkisi (41,48) ve merak (26,84) ilk iki sırada gelmektedir. Ankete katılan şahısların büyük çoğunluğunun (72,25) 18-29 yaş aralığında olduğu görülmektedir. Uyuşturucu madde kullanıcıları maddeyi en çok terk edilmiş yerlerde (51,31), ardından da kendi evlerinde (25,48) kullanmaktadırlar. Uyuşturucu madde kullanımı evlilere oranla bekarlar arasında daha yaygındır. 


Türkiye’de en fazla kullanılan madde esrardır. Başlama sırasına göre, ilk sırada sigara gelirken, bunu esrar takip etmektedir. Buna göre sigara kullanımının, illegal madde kullanımına geçişte ilk adım olduğu değerlendirilmektedir. 1984-2013 yılları arasında güvenlik kuvvetleri tarafından yapılan 377 operasyonda terör örgütlerinin uyuşturucu olayına karıştığı tespit edilmiştir. Bu olaylarda toplam 1.232 kişi yakalanmıştır. 


Söz konusu dönemde güvenlik kuvvetleri tarafından icra edile faaliyetlerde PKK’ya ait 60 hücre evi ve sığınakta yüksek miktarlarda uyuşturucu yakalanmıştır. PKK’ya karşı yürütülen operasyonlarda bu güne kadar 4.584 kg eroin, 36.550 kg esrar, 17.958.469 kök kenevir bitkisi, 4.305 kg bazmorfin, 22 kg afyon sakızı, 710 kg kokain, 344.135 adet sentetik uyuşturucu, 27.630 lt asetik anhidrit ve 4 adet imalathane ele geçirilmiştir. 

Günümüzde başta yasa dışı uyuşturucu ticareti olmak üzere, organize suçların işlenmesi suretiyle elde edilen büyük tutarlardaki suç gelirlerinin önemli bir bölümü, organize suç faaliyetinin devamını sağlamak amacıyla kullanılabilmekte, ayrıca bu gelirlerle terör faaliyetleri de finanse edilebilmektedir. 


Organize suçla mücadelede; suçtan elde edilen gelirlerin hedeflenmesinin, diğer bir ifadeyle bu gelirlerin tespit, takip veel konulmasının, uyuşturucu ticareti gibi doğrudan öncül suçu işleyenlerin yakalanarak cezalandırılmasından daha etkili bir yol olduğu anlaşılmıştır. Bu çerçevede suçtan elde edilen gelirlerin aklanmasına yönelik önleyici ve bastırıcı tedbirler ile bu gelirlerin Uyuşturucu Madde Bağlantılı Suçlar, Uyuşturucu Madde Bağlantılı Suçların Önlenmesive Cezaevleri 2012 yılında Türkiye genelinde toplam 83.133 uyuşturucu olayı meydana gelmiş, bu olaylarda 130.049 şüpheli yakalanmıştır. 


Önceki yıllarla karşılaştırıldığında; 2012 yılında hem olay sayısında hem de şüpheli sayısında bir artış meydana gelmiştir. Bir önceki yıla göre olay sayısındaki artış 23,90, şüpheli sayısındaki artış ise 23,08 oranında gerçekleşmiştir. 


Türkiye’de 2012 yılında gerçekleşen toplam 83.133 uyuşturucu olayı suç türlerine göre incelendiğinde; 71.734 olayın (86,29) kullanma amaçlı uyuşturucu madde satın alma/kabul etme/ bulundurma (TCK m:191), 11.397 olayın (13,71) uyuşturucu madde imal ve ticareti (TCK m:188) ve 2 olayın ise kullanımı kolaylaştırma (TCK m:190) kapsamında gerçekleştiği anlaşılmıştır. Türkiye’de 2012 yılında yakalanan toplam 130.049 şüphelinin suç türlerine göre dağılımı incelendiğinde; 102.919 şüphelinin (79,14) kullanma amaçlı uyuşturucu madde satın alma/ kabul etme/bulundurma (TCK m:191), 27.125 şüphelinin (20,86) uyuşturucu madde imal ve ticareti (TCK m:188) ve 5 şüphelinin ise kullanımı kolaylaştırma (TCK m:190) kapsamında yakalandıkları anlaşılmıştır. Türkiye’de 2012 yılında 4.155 eroin olayında 7.349 şüpheli, 68.276 esrar olayında 107.485 şüpheli, 1.434 kokain olayında 1.989 şüpheli, 4.445 ecstasy olayında 6.327 şüpheli, 171 captagon olayında 278 şüpheli, 99 metamfetamin olayında 193 şüpheli, 3 asetik anhidrit olayında 14 şüpheli, 3.401 sentetik kannabinoid olayında 4.784 şüpheli yakalanmıştır. 


TUBİM İl İrtibat Noktası (İLTEM) personelince uygulanan “Bağımlılık Yapıcı Madde Suçlarında Kullanıcı Profili Anketi-U Formu” verilerine göre; uyuşturucu madde kullanıcılarının maddeye 24 2013 TÜRKİYE UYUŞTURUCU RAPORU Habur sınır kapısından girişlerde önemli bir artış görülmektedir. 2012 yılında ise Afganistan’da eroin arzında görülen artışın paralelinde eroinin piyasada bulunabilirliğinde tekrar artış yaşanmıştır. 


Aynı yıl Türk kolluk kuvvetleri tarafından 13.301 kg eroin yakalanmış ve Türkiye eroin yakalamalarında dünya lideri konumuna yükselmiştir. Dünya’da yaşanan trendlerin paralelinde esrar Türkiye’de en çok yakalanan uyuşturucu madde olmaya devam etmektedir. 2012 yılında ülke genelinde 152.086 kg esrar yakalanmıştır. Son beş yıl içerisinde esrar yakalamaları 288 oranında artış göstermiştir. 2012 yılı itibariyle bir önceki yıla göre esrar yakalamaları 99 oranında artış göstermiştir.


BU SATIRLARDAN VATANINI ve MİLLETİNİ SEVEN TÜRKİYENİN EKMEĞİNİ YİYEN GÖREVLİLERİ EVLATLARIMIZIN ve ÜLKEMĞİZİN GELECEĞİ İÇİN GÖREVE DAVET EDİYORUM.

SELAM ve YALNIZ BIRAKILAN ÇOCUKLARIMIZA

SELAM ve DUALARIMLA Mustafa Mete İSLAMOĞLU Alanya

 
Etiketler: Türk, Gençliği, Zehirleniyor,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
22 Şubat 2024
Selam”ın Vebali Önemi Ve Değeri
14 Şubat 2024
Tevbe Etmenin Çok Büyük Önemi
13 Şubat 2024
MHP’nin Acılarla Dolu Tarihçesi
09 Şubat 2024
Adıyaman Öldü Acıyaman Doğdu
29 Ocak 2024
İnsan ve Duygu
09 Ocak 2024
Geçmişin Hayaletleri
03 Ocak 2024
Bela Ağızdan Çıkan Söze Bağlıdır
31 Aralık 2023
Dünyanın Gözü Türkiye’de.
16 Aralık 2023
“ ERCİYES’LE DERTLEŞTİM “
13 Aralık 2023
Hamas Sözcüsü Ebu Ubeyde Aslında Kim?
11 Aralık 2023
YALNIZLIK
10 Aralık 2023
TÜRK ADININ . ORTAYA ÇIKIŞI-YAYILIŞI
01 Aralık 2023
GÖZÜN AYDIN TÜRKİYE
14 Kasım 2023
IŞİD’İN VAHŞET BİLANÇOSU
01 Kasım 2023
İMAN, ŞUUR ve İSLAM
08 Eylül 2023
Türkiyenin Can Damarı
31 Ağustos 2023
Milli Diriliş…
06 Ağustos 2023
DELİCE
04 Temmuz 2023
Komşum Doktor
13 Nisan 2023
Yaşlılık
09 Nisan 2023
“Tam İnanacaktım “
06 Nisan 2023
Başbuğ Alpaslan Türkeş'e,
04 Nisan 2023
( islam Düşmanlarının iğrenç Yüzü )
19 Mart 2023
Türklük bizim kanımızda var!
13 Mart 2023
Utanıyorum
12 Mart 2023
“ Türkiye'mden Bir Asırdır Saklanan İhanet Gerçekleri”
09 Ocak 2023
İslam düşmanları hortladı
03 Ekim 2022
TÜRK ADININ ORTAYA ÇIKIŞI ve YAYILIŞI
30 Eylül 2022
HATAY GERÇEKLERİ
26 Eylül 2022
Her Türlü Günahı Sildiren Tevbe Duası
29 Temmuz 2022
“TÜRK” DEVLETLERİNİN YIKILIŞ NEDENLERİ..
04 Temmuz 2022
GAZETECİ NEDİR NASIL OLMALIDIR.
29 Haziran 2022
YAZDI TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?
22 Haziran 2022
DİN
12 Haziran 2022
Peygamber Efendimiz’in Vefat Edeceğini Bildiren Ayet
31 Mayıs 2022
ANALİZ
Haber Yazılımı 0