00
Yazı Detayı
09 Şubat 2024 - Cuma 12:09
 
Adıyaman Öldü Acıyaman Doğdu
Mustafa Mete Islamoglu
 
 

TÜRKİYENİN ÇOK ACI KONUSUNA  ELLERİM TİTREYEREK BAŞLARKEN: 6 Şubat depremlerinin birinci yılında Adıyaman: 'Burası artık Acıyaman'

 

Adıyaman’da Atatürk Bulvarı'ndaki saat kulesinde saat deprem sırasında durmuş; bir yıldır 04.17’yi gösteriyor.

Yıkımın ve ölümlerin en fazla yaşandığı kentlerden olan Adıyaman’da geçen bir yıl, ne yaşanan acılar hafiflemiş ne travmalar unutulmuş, ne de yaralar sarılabilmiş.

Şehrin her yanında büyük bir matem havası var; ölenler için camilerde sela ve mevlit okunuyor. Birçok noktada ölenlerin ruhu için lokma, şeker ve helva dağıtılıyor. Bir çiğköfteci de sevap olsun diye çocuklara çiğköfte veriyor.

 

Depremin büyük hasar yarattığı Adıyaman’da 1.485 bina yıkıldı, 68 bini aşkın yapı hasarlı ve bunların 6.108'inin acil yıkılması gerekiyor. Toplam 8.387 kişinin öldüğü ifade edilse de şehir sakinleri bu sayının çok daha fazla olduğuna inanıyor.

 

Yıkılan binaların enkazı büyük oranda kaldırılmış, ama hasarlı ve yıkılması gereken binaların çoğu hala yerinde duruyor. Kimi yerlerde yıkım devam ederken, bulvar üzerinde birkaç yerde, yerinde dönüşüm için inşaatlar başlamış durumda.

 

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Adıyaman’da toplamda 64 bin 811 konut ve köy evi yapılacağını duyurdu.

4.629 konutun yapımı devam ediyor, ihalesi gerçekleştirilen 1.425 konutun inşaatına kısa bir sürede başlanacağı belirtiliyor.

 

Haberin başlığını atlayın ve okumaya devam edin

Önerilen haberler

 

Fotoğrafçıların gözünden bir yıl sonra deprem bölgesi: 'Dümdüz bir boşluk kalmış'

·          

6 Şubat depremlerinin birinci yılında Hatay: 'İnsanlar öfkeli ama yorgun, günü kurtarmaya çalışıyoruz'

·          

Türkiye'den 2023'ün ilham ve umut veren haberleri

·          

Bir binanın anatomisi: Ezgi Apartmanı, 6 Şubat depremlerinde neden yıkıldı?

 

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Perşembe günü Adıyaman’da 2 bin 798 konutun teslimini yaptı.

 

Burada konuşan Erdoğan, "Depremde yıkılan 6 binin üzerindeki binaya ilave olarak acil yıkılacak durumda 8 binin üzerinde ağır hasarlı olarak da 19 binin üzerinde bina vardı.

Yapılan tespitler sonunda Adıyaman'da yaklaşık 39 bini konut, 3 bin 400'e yakın işyeri ve 3 bine yakın ahır olmak üzere toplam 45 bin 305 hak sahibi belirlendi” dedi.

 

Erdoğan, yıl sonuna kadar 32 bin konutun peyderpey teslim edileceğini de sözlerine ekledi.

 

Şehrin her tarafı depremin unutulmayacağını vurgulayan yazı, sembol ve afişlerle donatılmış. Saat kulesinin çevresinde gece yapılan anmadan kalan karanfiller var. Kulenin karşısına, deprem kurbanlarının adı yazılsın diye asılmış beyaz afişte boş yer kalmamış.

Kulenin az ilerisinde, 65 kişiye mezar olan Grand İsias Oteli’nden kalma boş alanda KESK gece bir anma programı yapmış.

 

 

Yerde "İsias ortak davamız’’ yazılı dövizler ve küçük mumlar, karanfiller duruyor. Otelden geriye garajın kapısını gösteren sütun kalmış.

Yoldan geçenler, otelde hayatını kaybedenleri anmak için bekliyor. Kimi saygı duruşunda beklerken, kimisi dua ediyor. Biraz sonra yerdeki karanfillere bir yenisini ekleyen orta yaşlı bir adam geliyor. Kütüphanede çalışıyormuş, adı Hamit.

Depremde abisi ve yeğenini kaybetmiş. İsias’ın boşluğunda dolaşırken çok üzgün görünüyor. Kurtarma çalışmalarına gücü yettiğince o da katılmış.

 

"Adıyaman’da ölen herkes gibi, o çocuklar bizim" diyerek anlatıyor:

"Biz burada büyük bir çaresizlik yaşadık, çocuk vardı, bağırıyordu, koştuk, elinden tuttuk, sohbet ettik, maalesef çıkaramadık…"

Sözler boğazında düğümleniyor, o anı yaşıyor gibi hıçkırıklara boğuluyor ve konuşmanın gerisini getiremiyor.

 

'74 harbinden sonra küçük topluluğumuzun en büyük acısı'

Biraz sonra beyaz bir araba geliyor ve içinden KKTC Kurtarma Derneği yazılı üniformaları ile dört görevli çıkıyor.

Musa Oytun ve Selçuk Dağşan’ı, günlerce devam eden arama kurtarma çalışmalarından hatırlıyorum.

Dördü de karanfillerin olduğu yerde bir süre durup enkazdan geriye kalan boşluğu izliyorlar, gözleri dolmuş halde.

Her metrekaresinde yedi gün boyunca biriktirdikleri kötü anıların olduğu alanda yürürken çok zorlandıkları anlaşılıyor. Her biri enkazın bir yerine gidip ağlıyorlar.

Musa Oytun "Sanki üzerinden bir yıl geçmemiş, depremi yeni yaşamışız gibi" derken gözleri boşluğa takılıyor.

Otelden yedi gün boyunca hiçbir çocuğu sağ kurtaramadılar ama daha sonra çevredeki enkazdan üç kişiyi sağ çıkardılar.

"Bu boşluğun duygusal olarak bizim için her metrekaresi büyük acı, bizler duygusal olarak bu kadar etkilendiysek aileleri düşünemiyoruz bile. Galiba dünyanın bütün söz ustaları, edebiyatçıları gelse, fotoğrafçıları gelse yaşadığımız acıları, hisleri tarif edemezler” diye anlatıyor duygularını.

Voleybol ekibindeki birçok öğrencinin oğlunun sınıf arkadaşları olduğunu belirten Serdar Dağşan da "Bir yıl geçti ama arkadaşları ve hocalarının öldüğü gerçeğini hala atlatabilmiş değil’’ diyor.

 

 

Otelde kullanılan kötü malzemeden dolayı kolonların bile kum gibi dağıldığını anlatan Dağşan, enkazda hiç hava boşluğu kalmadığını ve oradaki hemen herkesin boğularak hayatını kaybettiğini savunuyor.

 

"74 harbinden sonra küçük topluluğumuzun en büyük acısı ve bunu asla unutmayacağız’’ diyor.

 

Kıbrıslı kurtarma ekibi, hayatlarına dokundukları birçok Adıyamanlı ile aile gibi olmuşlar. En zor zamanda kimin elinden ne geldiyse yardımı esirgememiş. Yapılan iyilikler minnetle anılıyor.

 

 

Otelin arka sokağındaki küçük çay evi bir hafta boyunca ailelere, arama kurtarma

ekiplerine sıcak çay ve kahve ikram etmiş.

Yapılan hiçbir iyiliği unutmamışlar, selam vermek için oraya girdiklerinde sevgiyle karşılanıyorlar.

 

Çay ocağında Abdullah adında bir adam, oğluyla ekibi bekliyor. Yıllar sonra birbirlerini görmüş iki kardeş gibi kucaklaşıyorlar. Birazdan onlara Hasan ve 14 yaşındaki kızı katılıyor.

 

Musa Oytun, Hasan ve kızı İpek’in evlerinin enkazından çıkar çıkmaz İsias’a yardıma koştuklarını anlatıyor:

 

"İpek geldi, 'Amca size nasıl yardım edebilirim?' diye sordu. Baktım zayıf bir kız çocuğu, bir şey yapamasa da sorması bile bizi nasıl mutlu etti bilemezsiniz, bir taş bile alsan büyük yardım olacak dedim ama altı gün boyunca İpek o enkazda kimsenin giremeyeceği deliklere girdi, çıktı, o bizim kahramanımız.’’

 

'BURASI ARTIK “ ACIYAMAN “

Depremde eşi ve kızı dahil ailesinden 51 kişiyi kaybeden Abdullah ise, yaşadığı büyük kayıpların ardından üzüntüden felç olduğunu anlatıyor. Kendinden ziyade hayatta kalan tek çocuğunun yalnız kalmasından kaygılı.

Kıbrıslı arkadaşları her şeyin daha iyi olacağını söyleyerek onu teselli etmeye çalışıyorlar.

 

Hayatının en zor anları olduğunu söylediği deprem gecesini anlatırken "Siz hiç kendi çocuğunuzu balkondan atmayı düşünür müsünüz, ben öyle yaptım, bina yıkılınca çocuğum kurtulsun diye onu balkondan attım" diyor.

 

Evi ilk depremde yıkılmış, kurtardığı oğluyla sığınacak yer bulamamış.

Üçüncü gün İsias’ın enkazına gittiğinde Musa Oytun, oğluyla kalması için küçük bir kamp çadırı vermiş. Aylarca orda kalmışlar. Şimdi ise bir garajda oğluyla konteynerde kalıyor.

"İlk depremde herkesin sesi geliyordu ama çıkamıyorlardı ama ikinci depremde çoğu öldü, devlet erken gelseydi, birçoğu kurtulurdu’’ diyor ve ekliyor:

 

"6 Şubattan sonra burası artık Acıyaman…"

Şehirde depremde yakınlarını kaybetmeyen yok gibi. Şehrin her metrekaresi o geceye dair kötü anılarla dolu. Yaşadıkları ağır travmadan dolayı kimileri ağlamaktan konuşamazken kimisi siz daha sormadan soluksuzca anlatıveriyor.

 

 

Birçoğu psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu söylerken kimisi tevekkül edip "Allah'tan geleni" metanetle karşılıyor.

Deprem gecesi yıkılan belediye binasından geriye kalan boşluğa araçlar park etmiş, çay ocağı belediyeden kalma bu alana birkaç masa ve sandalye atmış. Gece şehre çöken sisin aksine hava güneşli, güzel.

 

Üç kişinin oturduğu masaya gidiyoruz. İki kız kardeş bir de yeğenleri oturmuş çay içiyorlar.

İki kardeşten büyüğü olan kadın, belediyeden geriye kalan yeri işaret ediyor:

"Burada o gece inleme sesleri geliyordu, muhtemel güvenlik görevlisiydi, bir araç geldi, içinden adamlar çıktı, yan binada ölüleri varmış, çıkarmaya gelmişler. ’Sizinkiler ölmüş zaten, bari yardım edin, inlemesini duyduğumuz bu adamı çıkaralım' dedim ama yok, ölülerini aldılar gittiler, o adamın inlemelerini bir türlü unutamıyorum."

 

İnsanların büyük felaketlerden ders çıkarması gerektiğini belirten kadın, "O süreçte sanki insanlığımız kaybettik’’ diye ekliyor.

Fatma adındaki kardeşi de yeğenini göstererek "Ablamızı, eniştemizi, yeğenimizi kaybettik’’ diyor. Genç adam, kayıplar yaşandıktan sonra konuşmanın bir şeyi değiştirmeyeceğini söylüyor.

"Babam devlet memuruydu, bize devleti sevip saygı duymamızı öğütlerdi, çok severdi ama sevdiği devleti onu ölüme terk etti. Yardımlar erken gelseydi o da birçok kişi gibi kurtulurdu, hadi onu geçtik, saracak kefen bile bulamadık."

 

27 yaşındaki kız kardeşi enkazdan sağ çıkmış, ambulansa bindirdikten sonra haber alamamışlar.

"56 gün sonra babasının mezarının iki sıra ötesinde, ‘kayıp genç kız’ olarak defnedilmiş halde bulduk. DNA ile o olduğu anlaşıldı’’ diye anlatıyor teyzesi.

 

 

Mezarlıkta mahşeri kalabalık

Sekiz bini aşkın insanın toprağa verildiği yeni mezarlık yolu araç trafiğinden dolayı tıkanmış, kuyrukta binlerce araç var, on dakikalık yolu bir saatte kat edebiliyoruz.

 

Mezarlıkta mahşeri bir kalabalık var. Mezarların üzerinde çiçekler ve küçük oyuncaklar dolu. Kimi mezarların üzerinde aile fotoğrafları, kimisinde küçük vesikalıklar. Her adımda bir dram ile karşılaşıyoruz. Genç bir kadın, üzerine kapaklandığı mezarın toprağını eliyle kazıyıp çığlıklar atıyor, bir diğerinde orta yaşlı bir kadın çocuğunun mezarının üzerine yığılıyor. Bedriye Yılmaz, iki yaşındaki oğluyla ölen kız kardeşinin mezarına yeğenin sevdiği pamuklu şekerden getirmiş.

 

Az ilerde aynı soyadından yan yana toprağa verilmiş 13 mezar taşı sayıyorum.

Mehmet Töken ve sekiz yaşındaki oğlu mezarların başında dua ediyorlar. Çocuk babasının elini bırakmak istemiyor. "Sadece Çınar'ım kaldı’’ diyen Töken, eşi ve dört kızıyla beraber yakın uzak 236 akrabasını depremde kaybetmiş.

 

"O gece binamız yıkıldığında altıncı kattan yere fırlamışım, iki saat boyunca yerde baygın kalmışım. Ankara’ya göndermişler, iki ay yoğun bakımda kaldım. İki ay sonra geldiğimde Çınar’ımın bana sarılmasını, koklamasını, hıçkırıklarla ‘Annem ve ablalarım ölmüş baba’ demesini unutamıyorum" diyor ve ağlamaya başlıyor.

 

Barınma hala en büyük sorun

Artan kiralar ve barınma sorunu birçok Adıyamanlının en önemli sorunlarının başında geliyor. Kiracı olduğu evi yıkılan Adnan, eşiyle beraber, anne ve babasının kaldığı konteynere taşınmak zorunda kalmış.

Depremde 26 yaşındaki oğlu Hacı Yusuf’u kaybetmiş. Telefonundan fotoğrafını gösterirken bir yılda hayatlarında hiçbir şeyin değişmediğini anlatıyor.

"Sanki her an deprem olacak gibi korkuyla yaşıyoruz" diyor.

 

Kendisi kalacak yer bulamazken, evini kiraya verip konteynerde kalan çok insanın olduğunu iddia eden Adnan "Ama bu hile ve hurdaları denetleyen devlet yok" diye sitem ediyor.

 

58 konteyner kentte 116 bin insan kalıyor

Şehirde ve ilçelerde kurulan 58 konteyner kentte 116 bin insan kalıyor.

 

Kuaför dükkanı işleten Zeynep Çavuş, "Yıkılan evime komşu oldum’’ diyor. Yıkılan binalarının yerinde dönüşüm için banka kredisi dışında müteahhitlerin bir milyondan fazla para istediğini anlatıyor.

 

"Sahipsiz memleketim, çok çabuk unuttuk, unutulduk. İki çikolata, bir gofretle herkes kendi duygusunu tatmin ediyor ama insanlarımızla beraber insanlık da öldü’’ sözleriyle dert yanıyor.

 

Yaklaşık 100 ailenin kaldığı K11 adlı konteyner kentte yaşayan üç çocuk annesi Zahide Göksu, aylarca çadırda yaşamış. Eşi fırında çalıştığı için bir başka kente gitmek ya da kiraya çıkmanın lüks olduğunu söylüyor.

 

"Bir çocuğun eline çikolata verildiğinde nasıl sevinirse, beş ay önce bize bu konteyner çıktığında öyle sevindik, çadırdan sonra burası saray gibi geldi’’ diyor.

 

Biz röportaj yaparken, depremde okulu yıkılan ve birçok arkadaşını kaybeden 12 yaşındaki kızı Zeynep okuldan geliyor. Notları düşmüş ama resim yeteneği gelişmiş. Annesi, konteynerin her duvarında kızının çizdiği resimlerden asmış.

 

Eğitim-Sen: Depremde 183 öğretmen 1.600 öğrenci öldü

Eğitim-Sen sendikası yöneticilerinden Abdullah Demir’in verdiği bilgilere göre depremde 183 öğretmen ve 1.600’ü aşkın öğrenci depremde hayatını kaybetmiş.

 

Adıyaman ve ilçelerinde 800 okulun olduğunu belirten Kaya, dokuz okulun yıkıldığını, 20’si ağır hasarlı, 400’e yakın binanın orta ve az hasarlı olduğunu aktarıyor.

 

Çocukların bu travmaları atlatabilmeleri için kendi akranlarıyla zaman geçirmesinin önemine dikkati çeken Kaya, kademeli olarak Nisan ayına kadar tüm okulların açıldığını ama okulların fiziki koşullarının yetersiz olduğunu söylüyor.

 

"Bu bir yılda eğitim, öğretim için yapılan tek şey, merkezi konteyner kentlerde, 10'a yakın konteynerlerden oluşan okullar yapıldı’’ diyor.

 

Sağlam okullarda iki okul birleşerek eğitime devam edilmiş.

Öğrenci, öğretmen ve velilerin depremzede olduğunu hatırlatan Kaya, bir yıl boyunca eğitim ve öğretimin birçok sorunla devam ettiğini söylüyor:

 

"Geldiğimiz süreçte bile hala öğrencilerimizin ne tür psikososyal destekten geçtiğini bilmiyoruz ama hem öğretmen hem de öğrencilere çok ciddi psikososyal destekler verilmeli".

 

Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği (FİSA) Çocuk Hakları Merkezi, Adıyaman Tabip Odası ve TTB’nin ortak hazırladığı "6 Şubat

 

Depremlerinin Birinci Yıldönümünde Adıyaman’da Çocuklar Durum Raporu"nda yer alan bilgilere göre Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü 351 bin 414 çocuğa psikososyal destek sağlamış.

Bu verilere göre 134 bin 997 çocuğa psikolojik ilk yardım, 48 bin 205 çocuk ile psikoeğitim ve eğitim, 4 bin 950 çocukla grup psikolojik danışmanlık, 6 bin 663 çocukla bireysel görüşme, 156 bin 280 çocukla sosyal iyileştirme çalışması yapılmış.

 

 NE ACI  GÜNLER YAŞADILAR VE YAŞIYORLAR

 
Etiketler: , Adıyaman, Öldü, Acıyaman, Doğdu,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
22 Şubat 2024
Selam”ın Vebali Önemi Ve Değeri
14 Şubat 2024
Tevbe Etmenin Çok Büyük Önemi
13 Şubat 2024
MHP’nin Acılarla Dolu Tarihçesi
29 Ocak 2024
İnsan ve Duygu
09 Ocak 2024
Geçmişin Hayaletleri
03 Ocak 2024
Bela Ağızdan Çıkan Söze Bağlıdır
31 Aralık 2023
Dünyanın Gözü Türkiye’de.
20 Aralık 2023
Türk Gençliği Zehirleniyor
16 Aralık 2023
“ ERCİYES’LE DERTLEŞTİM “
13 Aralık 2023
Hamas Sözcüsü Ebu Ubeyde Aslında Kim?
11 Aralık 2023
YALNIZLIK
10 Aralık 2023
TÜRK ADININ . ORTAYA ÇIKIŞI-YAYILIŞI
01 Aralık 2023
GÖZÜN AYDIN TÜRKİYE
14 Kasım 2023
IŞİD’İN VAHŞET BİLANÇOSU
01 Kasım 2023
İMAN, ŞUUR ve İSLAM
08 Eylül 2023
Türkiyenin Can Damarı
31 Ağustos 2023
Milli Diriliş…
06 Ağustos 2023
DELİCE
04 Temmuz 2023
Komşum Doktor
13 Nisan 2023
Yaşlılık
09 Nisan 2023
“Tam İnanacaktım “
06 Nisan 2023
Başbuğ Alpaslan Türkeş'e,
04 Nisan 2023
( islam Düşmanlarının iğrenç Yüzü )
19 Mart 2023
Türklük bizim kanımızda var!
13 Mart 2023
Utanıyorum
12 Mart 2023
“ Türkiye'mden Bir Asırdır Saklanan İhanet Gerçekleri”
09 Ocak 2023
İslam düşmanları hortladı
03 Ekim 2022
TÜRK ADININ ORTAYA ÇIKIŞI ve YAYILIŞI
30 Eylül 2022
HATAY GERÇEKLERİ
26 Eylül 2022
Her Türlü Günahı Sildiren Tevbe Duası
29 Temmuz 2022
“TÜRK” DEVLETLERİNİN YIKILIŞ NEDENLERİ..
04 Temmuz 2022
GAZETECİ NEDİR NASIL OLMALIDIR.
29 Haziran 2022
YAZDI TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?
22 Haziran 2022
DİN
12 Haziran 2022
Peygamber Efendimiz’in Vefat Edeceğini Bildiren Ayet
31 Mayıs 2022
ANALİZ
Haber Yazılımı 0