Yazı Detayı
22 Aralık 2020 - Salı 18:19
 
YENİ(!) YIL
Tevfik Karakuş
 
 

 Hızla akıp giden hayat yolculuğumuzda yeni bir yıla daha girmekteyiz. Dönüp hayatımıza bakınca yeni bir şeylerin olduğunu görmek zor. TV programları konsepti,pazarlanmaya çalışılan endüstriyel ürünler ve bir yıl daha yaşlandığımız yeniliği dışında..Bu yenilik de bir sonraki yılbaşına kadar birçokdurum gibi kazanılan rantlardan ve oluşturulan geçici eğlenceden sonra unutulacak.

 

Güneş yine sabah doğup,tabiat, evren aktif olacak, herkes işine gücüne bakacak. Hatta bu sene salgın sebebiyle insanlar belkide sokağa dahi çıkamayacaklar.Oluşturulmaya çalışılan yeniliği, eğlence atmosferini ve sanal heyecanı bir ayet net bir genellemeyle bizlere izah etmiştir: (Oysa onların tek gerçek kabul ettikleri) bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir;

 

âhiret yurduna gelince işte asıl hayat odur; keşke bunu bilselerdi!(Ankebut suresi-64) Hristiyan âleminden türeyen ve Noel olarak kutlanan 1 Ocak tarihine kadar uzanan bu geleneğin nasıl meydana geldiğine bakalım. Tarihi kaynaklara bakıldığında, Hz.İsa'nın doğun günü tam olarak kestirilememektedir. Farklı kaynaklarda farklı sonuçlar bulunmaktadır.

 

Hz. İsa’nın doğumunun milattan önce dört ile altı yıl evvelinde olduğu, doğum günününse 25 Aralık varsayıldığı görülür. Bugünün kutlamaya dönüşümü Yeni Rehber Ansiklopedisinde şu şekilde bahsedilmiştir:“O dönemde, Hz. İsa’nın doğum günü kesin olarak bilinmediği için, ilk Hıristiyanların Hz. İsa’nın doğumu için kutladıkları özel bir gün yoktu.

 

Bu sırada Roma İmparatorluğunun her yerinde Güneşe ve putlara tapılıyordu. Roma İmparatoru Büyük Konstantin, putperest iken miladın 313 senesinde Hıristiyanlığı kabul etti. Putperestlikten birçok şeyleri de Hristiyanlığa soktu. Güneş tanrısının doğum günü kabul edilen 25 Aralık’ı yılbaşı kabul etti. Hz. İsa’nın kurtarıcı tanrı olduğuna inanan Hristiyanlar da, Hz. İsa’nın 25 Aralık’ta doğduğunu kabul ettiler. Sonunda bu geceyi miladi yılbaşı ve Noel olarak her sene kutlamaya başladılar.

 

” Bu süreç (25 Aralık-1 Ocak) kutlama günleri olarak günümüze kadar gelmiştir. Bu süreçte yaptıkları diniinanç ve gelenekler incelendiğinde aslında birçoğunun saptırma, kendinefislerine göre şekillendirme hatta kendi ticaret ve menfaatlerine göre şekillendirmeden ibaret bir hafta olduğu açıktır. Televizyon dünyası, sosyalmedya ve fikirlerini dayatmaya çalışan gizli yâda açık grupların büyük bütçeler ayırarak yürüttüğü değişim ve dönüşüm faaliyetlerinin bir sonucu olduğu söylenebilir.

 

Busaptırmayı yaptıkları faaliyetlerde görmek mümkün: Çam kesmek, çokça israflar yapmak ,içkiiçmek,domuz eti yemek, fuhuş yapmak kabul edilebilir şeyler midir? En fakir peygamberlerden biri olan hâşâHz. İsa’danbunları yapması, bu geceyi ve yılbaşı günlerini rezil manzaralarla, zevki sefa içerisinde, haramlarla ve Allah’ın men ettiği ne varsa yapmakla geçirmesi mümkün müdür? Şükrü, paylaşmayı, mütevaziliğive ahlakı emreden Rabbimizin ve onun peygamberlerinin böyle bir durumu kabul etmesi ve hoş görmesi mümkün değildir.

 

Bu plan ve hayal içinde olan insanlık daha o günler gelmedenteybe etmeli ve günahlardan kendini muhafaza etmelidir. Tüm bunları izah ederken İslam dininin eğlence anlayışı olmadığı sonucu çıkarılmamalıdır. Kısa ömrümüzde helal dairesinde yaşayıp, sevdiklerimizle Rabbimizin izin verdiği ölçüde ahlaklı bir hayat yaşayıp, tebessüm dolu günler görmek islamın bize öğrettiği ve peygamberleriyle tavsiye ettiği hayat biçimidir. Gezmek, tozmak, sevdiklerimizle gülüp eğlenmek, güzel gıdalardan tüketmek, paylaşmak ve güzel olanı hissetmek Allah’ın bize verdiği nimettir.

 

Bu nimeti özümüz gibi, Allah’ın ve peygamberin anlattığı gibi kısaca Müslüman gibi yaşamak hak ve gerçek olandır. Peygamberimiz açık bir şekilde izah etmiştir:’Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardan olur..’’.

 

Bizlerde özümüze ve inancımızın güzel örneklerine benzemeye özen göstermeliyiz. Allah tüm inananlara geçtiğimiz yılın muhasebesini en iyi şekilde yapmayı, düştüğümüz hatalara tekrar düşmemeyi, düşlediğimiz güzel şeyleri gerçekleştirmeyi, insanlığı oldukça yıpratan salgını yenmeyi ve yeni yıllara hayırla sağlıkla kavuşmayı nasip etsin. Son sözümüz Bektaşi’nin nasihati olsun; Allah, eyvallah kapısında, Döktüğün varsa doldur, Ağlattığın varsa güldür. Yıktığın varsa kaldır…

 
Etiketler: , YENİ(!), YIL,
Yorumlar
Haber Yazılımı