Aleyna Bozkurt
Köşe Yazarı
Aleyna Bozkurt
 

Filmden Daha Ağır Bir Hayat: Dilber Ay

Dilber Ay filmini izledim. Şunu en baştan söyleyeyim: Bu bir “üzücü hikâye” değil, doğrudan can yakan bir gerçek. İzlerken empati kurduğum anlarda içim daraldı.  Sahipsizlik, cahil bırakılmak zorunda kalmak, insan olarak görülmemek… Bunların hepsi bir insanın başına gelince, ekranda olan şey film olmaktan çıkıyor, hayatın sert yüzüne dönüşüyor. Bu yüzden Dilber Ay’ın tüm bunlara rağmen kendi hayatını kurabilmiş olması, sonunda mutlu bir evlilikle bu hikâyeyi kapatması beni gerçekten sevindirdi. Çünkü böyle hayatlar çoğu zaman mutlu bir yerde bitmez. Onun hikâyesini bilmek, öğrenmek kıymetliydi. Peki film iyi miydi? Dürüst olayım: ortalama. Büşra Pekin, fiziksel olarak karakteri iyi taşımış. Yürüyüşü, bakışı, tavırları Dilber Ay’ı hatırlatıyor. Orada bir emek var. Ama ses meselesi filmin en zayıf noktası. Dilber Ay’ın o yanık, acıyı taşıyan sesiyle hiç örtüşmüyor. İster istemez insan Müslüm filmiyle kıyaslıyor. Orada ses o kadar benziyordu ki, şarkıyı Müslüm Gürses mi söylüyor oyuncu mu diye düşünüyorduk. Burada o etki hiç oluşmuyor.  Üstelik fiziksel benzerlik açısından da keşke dudak dolgusu olmayan bir oyuncu tercih edilseydi; küçük gibi görünen bu detay bile dönemin gerçekliğini bozuyor. Yan rollerdeki oyunculuklar genel olarak başarılı. Sorun oyunculardan çok senaryoda. Film çok hızlı akıyor, sahneler kopuk kopuk ilerliyor. Duygusal olarak yükselmesi gereken anlar bir anda kesiliyor. İzleyici tam bağlanacakken sahne değişiyor. Bazı sahneler ise gerçekten tuhaf. Dilber Ay yıllar sonra oğlunun okuluna gidiyor, “ben senin annenim” deyip çocuğu alıyor. Ne şaşkınlık var, ne ağlaşma, ne sarılma. Böyle bir anın insanın içini parçalaması gerekirken sahne neredeyse düz geçiliyor. Bu da filmi izlerken beni sürekli hikâyeden kopardı. Müslüm filmiyle kıyasladığımda fark daha da belirginleşiyor. Orada bazı sahneler öyle vurucu çekilmişti ki, oyunculuklar ve müzikle birlikte ağlamamak neredeyse imkânsızdı. Dilber Ay filminde o vurucu anlar yok. Duygu kurulmamış, hızlıca geçilmiş. Sonuç olarak şunu net söyleyebilirim: Dilber Ay’ın hayatı film olmaktan çok daha güçlü. Bu hayatı öğrenmiş olmaktan memnunum ama film beni sarsmadı, içine çekmedi, iz bırakmadı. Potansiyeli çok yüksek, anlatımı zayıf bir işti. Benim notum: 3/5.
Ekleme Tarihi: 16 Ocak 2026 -Cuma

Filmden Daha Ağır Bir Hayat: Dilber Ay

Dilber Ay filmini izledim. Şunu en baştan söyleyeyim: Bu bir “üzücü hikâye” değil, doğrudan can yakan bir gerçek. İzlerken empati kurduğum anlarda içim daraldı. 

Sahipsizlik, cahil bırakılmak zorunda kalmak, insan olarak görülmemek… Bunların hepsi bir insanın başına gelince, ekranda olan şey film olmaktan çıkıyor, hayatın sert yüzüne dönüşüyor.
Bu yüzden Dilber Ay’ın tüm bunlara rağmen kendi hayatını kurabilmiş olması, sonunda mutlu bir evlilikle bu hikâyeyi kapatması beni gerçekten sevindirdi. Çünkü böyle hayatlar çoğu zaman mutlu bir yerde bitmez. Onun hikâyesini bilmek, öğrenmek kıymetliydi.

Peki film iyi miydi? Dürüst olayım: ortalama.
Büşra Pekin, fiziksel olarak karakteri iyi taşımış. Yürüyüşü, bakışı, tavırları Dilber Ay’ı hatırlatıyor. Orada bir emek var. Ama ses meselesi filmin en zayıf noktası. Dilber Ay’ın o yanık, acıyı taşıyan sesiyle hiç örtüşmüyor. İster istemez insan Müslüm filmiyle kıyaslıyor. Orada ses o kadar benziyordu ki, şarkıyı Müslüm Gürses mi söylüyor oyuncu mu diye düşünüyorduk. Burada o etki hiç oluşmuyor. 

Üstelik fiziksel benzerlik açısından da keşke dudak dolgusu olmayan bir oyuncu tercih edilseydi; küçük gibi görünen bu detay bile dönemin gerçekliğini bozuyor.
Yan rollerdeki oyunculuklar genel olarak başarılı. Sorun oyunculardan çok senaryoda. Film çok hızlı akıyor, sahneler kopuk kopuk ilerliyor. Duygusal olarak yükselmesi gereken anlar bir anda kesiliyor. İzleyici tam bağlanacakken sahne değişiyor.

Bazı sahneler ise gerçekten tuhaf. Dilber Ay yıllar sonra oğlunun okuluna gidiyor, “ben senin annenim” deyip çocuğu alıyor. Ne şaşkınlık var, ne ağlaşma, ne sarılma. Böyle bir anın insanın içini parçalaması gerekirken sahne neredeyse düz geçiliyor. Bu da filmi izlerken beni sürekli hikâyeden kopardı.

Müslüm filmiyle kıyasladığımda fark daha da belirginleşiyor. Orada bazı sahneler öyle vurucu çekilmişti ki, oyunculuklar ve müzikle birlikte ağlamamak neredeyse imkânsızdı. Dilber Ay filminde o vurucu anlar yok. Duygu kurulmamış, hızlıca geçilmiş.

Sonuç olarak şunu net söyleyebilirim: Dilber Ay’ın hayatı film olmaktan çok daha güçlü. Bu hayatı öğrenmiş olmaktan memnunum ama film beni sarsmadı, içine çekmedi, iz bırakmadı. Potansiyeli çok yüksek, anlatımı zayıf bir işti.
Benim notum: 3/5.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sonalanya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.