Bazı yazarlarla aranıza mesafe girer. Osamu Dazai benim için bir süre öyleydi. İnsanlığımı Yitirirken’i okurken edebi hayranlıktan çok zihinsel yorgunluk hissetmiştim.
Sürekli kendini kusurlu ve mutluluğu hak etmeyen bir anlatıcı… Cesur, evet. Ama aynı zamanda boğucu. Neden bu kadar övüldüğünü aklımla anlayıp kalbimle benimseyememiştim.
Sonra Öğrenci Kız’ı okudum.
Altmış sayfalık, bir günde biten, ergen bir kızın zihninden geçenleri anlatan incecik bir metin. Büyük olaylar yok; ama gençliğin o yoğun, karmaşık ve abartılı görünen duyguları çok sahici. Burada Dazai dramatik bir çöküş anlatmıyor; gençliğin “Ben kimim?” sorusuna kulak veriyor.
Bu kez yorulmadım. Aksine, akışına bıraktım ve sevdim. Özellikle okuma durgunluğunda olanlar için iyi bir eşlikçi.
Belki de mesele şu: Aynı yazar, farklı tonlar. Bir kitabında mesafe koyarsın, diğerinde yaklaşırsın. Edebiyat biraz da doğru metnin, doğru zamanda karşına çıkmasıdır.
