Aleyna Bozkurt
Köşe Yazarı
Aleyna Bozkurt
 

“Tarihi Sıkmadan Anlatmak Mümkünmüş: Kuşatma 1453”

Okay Tiryakioğlu’nun Kuşatma 1453 kitabıyla tanışmam tamamen tesadüf eseri oldu ama bazı tesadüfler insanın okuma hayatında kalıcı izler bırakıyor. Bu kitap da onlardan biri.  İstanbul’un fethini anlatan pek çok eser okudum; çoğu ya kuru tarih bilgisinde boğar ya da hamasi bir dille okuru yorar. Kuşatma 1453 ise bambaşka bir yerden duruyor. Tarihi, olay sıralayan bir ders kitabı gibi değil; yaşayan, nefes alan bir roman gibi anlatıyor. Okurken “fetih” kelimesinin arkasındaki insanları görmeye başlıyorsunuz. Kitabın en çarpıcı yanı, Fatih Sultan Mehmet’i kusursuz bir efsane olarak sunmaması. Karşımızda 21 yaşında, büyük bir baskı altında, zaman zaman öfkelenen, hata yapan, duygularını kontrol etmekte zorlanan ama yine de inanılmaz bir vizyona sahip genç bir hükümdar var. Bu yaklaşım Fatih’i küçültmüyor; aksine onu daha gerçek, daha anlaşılır ve çok daha etkileyici kılıyor. Tarihin büyük figürlerini insan olarak görmeye başladığınız an, anlatı da derinleşiyor. Aynı objektif bakış açısı karşı cephe için de geçerli. Kitap, İstanbul’un “gemiler karadan yürütüldü ve iş bitti” kadar basit bir hikâye olmadığını çok net gösteriyor. Bizans İmparatoru Konstantiniyye’nin (XI. Konstantinos) stratejik zekâsı, direnci ve vatanseverliği güçlü biçimde hissediliyor. Düşmanı karikatürleştirmeyen bu anlatım, fethi daha da anlamlı kılıyor; çünkü büyük bir zaferin, ancak güçlü bir savunmaya karşı kazanıldığında gerçek değerine ulaştığını fark ediyorsunuz. Tiryakioğlu’nun başarısı, ne Türkleri göklere çıkarıp ne de karşı tarafı yerin dibine sokması. Herkesi iyisiyle kötüsüyle, zaafları ve erdemleriyle anlatıyor. Bu sayede Fatih’i, Konstantiniyye’yi, Ulubatlı Hasan’ı, Çandarlı’yı, Akşemseddin’i isimden ibaret figürler olmaktan çıkarıp zihninizde canlı karakterlere dönüştürüyor. Üstelik bunu son derece akıcı, içten ve kaliteli bir kurgu diliyle yapıyor. Kısacası “tarihi öğrenmek istiyorum ama sıkılmak istemiyorum” diyen herkes için bu kitap güçlü bir adres. Kuşatma 1453, hem bilgiyi hem duyguyu aynı anda sunabilen nadir tarihî romanlardan biri. Benim için sadece İstanbul’un fethini değil, tarihin nasıl anlatılması gerektiğini de yeniden düşündüren bir kitap oldu.
Ekleme Tarihi: 26 Ocak 2026 -Pazartesi

“Tarihi Sıkmadan Anlatmak Mümkünmüş: Kuşatma 1453”

Okay Tiryakioğlu’nun Kuşatma 1453 kitabıyla tanışmam tamamen tesadüf eseri oldu ama bazı tesadüfler insanın okuma hayatında kalıcı izler bırakıyor. Bu kitap da onlardan biri. 

İstanbul’un fethini anlatan pek çok eser okudum; çoğu ya kuru tarih bilgisinde boğar ya da hamasi bir dille okuru yorar. Kuşatma 1453 ise bambaşka bir yerden duruyor. Tarihi, olay sıralayan bir ders kitabı gibi değil; yaşayan, nefes alan bir roman gibi anlatıyor. Okurken “fetih” kelimesinin arkasındaki insanları görmeye başlıyorsunuz.

Kitabın en çarpıcı yanı, Fatih Sultan Mehmet’i kusursuz bir efsane olarak sunmaması. Karşımızda 21 yaşında, büyük bir baskı altında, zaman zaman öfkelenen, hata yapan, duygularını kontrol etmekte zorlanan ama yine de inanılmaz bir vizyona sahip genç bir hükümdar var. Bu yaklaşım Fatih’i küçültmüyor; aksine onu daha gerçek, daha anlaşılır ve çok daha etkileyici kılıyor. Tarihin büyük figürlerini insan olarak görmeye başladığınız an, anlatı da derinleşiyor.

Aynı objektif bakış açısı karşı cephe için de geçerli. Kitap, İstanbul’un “gemiler karadan yürütüldü ve iş bitti” kadar basit bir hikâye olmadığını çok net gösteriyor. Bizans İmparatoru Konstantiniyye’nin (XI. Konstantinos) stratejik zekâsı, direnci ve vatanseverliği güçlü biçimde hissediliyor. Düşmanı karikatürleştirmeyen bu anlatım, fethi daha da anlamlı kılıyor; çünkü büyük bir zaferin, ancak güçlü bir savunmaya karşı kazanıldığında gerçek değerine ulaştığını fark ediyorsunuz.

Tiryakioğlu’nun başarısı, ne Türkleri göklere çıkarıp ne de karşı tarafı yerin dibine sokması. Herkesi iyisiyle kötüsüyle, zaafları ve erdemleriyle anlatıyor. Bu sayede Fatih’i, Konstantiniyye’yi, Ulubatlı Hasan’ı, Çandarlı’yı, Akşemseddin’i isimden ibaret figürler olmaktan çıkarıp zihninizde canlı karakterlere dönüştürüyor. Üstelik bunu son derece akıcı, içten ve kaliteli bir kurgu diliyle yapıyor.

Kısacası “tarihi öğrenmek istiyorum ama sıkılmak istemiyorum” diyen herkes için bu kitap güçlü bir adres. Kuşatma 1453, hem bilgiyi hem duyguyu aynı anda sunabilen nadir tarihî romanlardan biri. Benim için sadece İstanbul’un fethini değil, tarihin nasıl anlatılması gerektiğini de yeniden düşündüren bir kitap oldu.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sonalanya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.