Kaybolan nakit yerine konur; vakit ise bir daha geri gelmez.
Günümüzdeki birçok savaşın da nedeni olan para ve mal hırsı gözümüzü gerçekleri görmekten alıkoyuyor. Ve adeta dünyalık için kör oluyoruz. İnsan çoğu zaman parayı kaybetmekten korkar. Oysa asıl kayıp, zamanın elimizden kayıp gitmesidir. Kaybedilen mal geri kazanılabilir, ancak bir saniye bile geri gelmez. Gerçek sermaye paradaki değil, vakittedir.
Yüce Dinimiz İslam’ın, dünyanın sonuna kadar hükümleri kaybolmayacak olan Kur’an-ı Kerim, zamanın önemini vurgulayan ayetlerle doludur. Özellikle Asr Suresi bunu veciz şekilde dile getirir:
“Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” (Asr, 103/1-3)
Peygamberimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur:
• “İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini bilmez: Sağlık ve boş vakit.” (Buhârî, Rikak, 1)
• “Kıyamet günü, kul şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe bir adım bile atamaz: Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından ve öğrendiğiyle amel edip etmediğinden.” (Tirmizî, Kıyamet, 1)
İnsanoğlunun en önemli vakitleri gençlik çağlarıdır. Bu çağları, gençliği doğru kullanılmalıyız. Yoksa ileride pişmanlık kaçınılmaz olur. Medeniyetimizin önemli filozoflarından ve düşünürlerinden İmam Gazali: “Sen zamansın, başka bir şey değil. Her anın senin bir parçandır. O an giderse senin de bir parçan gider.” diyor adeta.
Eriyen bir mum gibi gün be gün eriyip gidiyor. Mumun eriyen gövdesi mumun içindeki fitilin ucundaki ateşi nasıl ki söndüremiyorsa, biz de zamanımızı durduramaz ve hergün bitime doğru gidişimizi engelleyemeyiz.
Arap şehirlerinin birinde, yaz mevsiminin dayanılmaz sıcaklarında insanlar güneşin hararetinden serinleyecek bir köşe arıyor, ağaç gölgelerine sığınırken, adamın biri de dağlardaki mağaralardan topladığı ve zor bela pazara kadar taşıdığı buzları satmaya çalışıyordu. Gel gör ki o gün işler iyi gitmemiş, buzlar da öğlen sıcağında erimeye yüz tutmuştu. Tek sermayesi olan buzların erimesi karşısında adam, canhıraş bağırmaya bağırıyordu:
“Sermayesi eriyen bu fakirden buz alan yok mu? Bu fakire acıyın!”
O sırada talebeleriyle oradan geçmekte olan Hasan-ı Basri kulağına gelen bu sözler üzerine aniden durur, olduğu yere çöker ve başını ellerinin arasına alır. Talebeler telaşlanır: “Ne oldu hocam?” diye sorarlar.
Büyük zât onlara: “Bu adamın söylediklerine dikkat edin! Eriyenin sadece buzlar değil, aynı zamanda ömrüm olduğunu fark ettim. Sıcak, adamın maddi sermayesi olan buzları eritip tükettiği gibi, zaman da asıl sermayemiz olan ömrümüzü tüketiyor, hissedebiliyor musunuz? Adamın buzlarına içinin sızlandığı kadar, ömürlerinin boşa tükenmesine karşı içi sızlanmayanlar ziyandadır… İşte Asr Süresi’nde işaret edilen budur. İnsanın ömrü, buz gibi eriyip bitmektedir. Buz satanın hâline bakan, kendi ömrünü düşünmelidir.”
Mevlânâ Celaleddin-i Rumi de: “Dün geçti, bugün can çekişiyor, yarınsa meçhul. Öyleyse yaşadığın anın kıymetini bil.” diyerek anın, zamanın değerini öğütlüyor bize..
Genç Kardeşim,
Çok değerli zamanını çok iyi değerlendirmen için birkaç nasihatimi iyi dinle lütfen…
1. Vaktini Ufak Şeylere Harcama
Sosyal medyada, boş sohbetlerde, bomboş videolarda, başkalarıyla gereksiz yorumlarda, tartışmalarda zamanını/saatlerini tüketme. Bu zamanlar ömründen çalınan saatlerdir. Bilinçsiz geçirilen zaman, ömür sermayesinin israfıdır.
2. Küçük Alışkanlıklar, Büyük Gelecekler
Vaktini telefonla, tabletle ve bilgisayar oyunlarıyla değil de sana katma değer kazandıracak şeylerle geçir. Her gün 10 sayfa kitap okusan yılda 3.650 sayfa eder. Bir saatini dil öğrenmeye ayırsan birkaç yılda iki dili konuşabilir hâle gelirsin. Unutma! En iyi üniversiteden ve en iyi fakülteden mezun olsan bile, en az bir – iki yabancı dil bilmen senin faydana olacaktır. Zaman, küçük damlaların büyük denizlere dönüşmesidir.
3. Gençliğin Gücü Değerlendirilmeli
Bugün sahip olduğun enerji, öğrenme azmi ve üretkenlik gücü bir daha geri gelmeyecek. Yaş ilerlediğinde bu fırsatın kıymetini daha iyi anlayacaksın ama iş işten geçmiş olabilir.
4. Hayallerini Erteleme
“Yarın başlarım” sözü, vakit hırsızının en tatlı yalanıdır. Başlamak için en doğru zaman bugündür.
5. Kendine Yatırım Yap
Bilgiye, sanata, spora ve iyi dostluklara ayırdığın her dakika, ileride seni güçlendiren bir sermaye olacak. Vaktini kendini geliştirmeye harcamak, geleceğini inşa etmektir.
Para her zaman kazanılır, kaybedilir, tekrar elde edilir. Ama kaybolan vakit geri gelmez. Gençlikte geçen yıllar, altın değerindedir. O altını boş işlere savuran, ileride pişman olur.
Ey genç! Vakit, nakitten daha değerlidir. Çünkü kaybolan nakit yerine konur; vakit ise bir daha geri gelmez. Onu heba etme, değerlendir.
