Ramazan Seydaoğlu
Köşe Yazarı
Ramazan Seydaoğlu
 

İlerleme Kimin Meselesi?

Batı, uzun zamandır Doğu’ya dair tek taraflı bir anlatı kuruyor: Medeniyetin, kültürün ve ilerlemenin temsilcisi kendisi; cehaletin, hurafenin ve geri kalmışlığın kaynağı ise Doğu… Oysa tarihe biraz daha dikkatle bakıldığında, Doğu’nun —özellikle de İslam medeniyetinin— ilimde, sanatta, ahlakta ve düşüncede insanlığa yön verdiği dönemler inkâr edilemez bir hakikat olarak karşımızda durur. Nitekim birçok Batılı seyyah ve düşünür, İslam ülkelerinin farklı coğrafyalarına yaptıkları yolculuklar sırasında bu hakikati bizzat görmüş; özellikle 20. yüzyılın ilk yarısından itibaren, İslam’ın özünde cehaleti değil hikmeti, durağanlığı değil ilerlemeyi barındırdığını fark ederek bu dine yönelmiştir. Bu yöneliş, İslam’ın hakikatine karşı yapılan yüzeysel eleştirilerin ne kadar temelsiz olduğunu da açıkça ortaya koymaktadır.   Ne var ki asıl sorun burada başlıyor. Bugün Müslümanların bir kısmı da ne yazık ki dinlerini hakikatiyle tanımaktan uzak. İslam, derinlikli bir ilim ve ahlak sistemi olmaktan çıkarılıp; kulaktan dolma bilgilerle, hurafelerle ve şekilci bir anlayışla algılanıyor. Araştırma, tefekkür ve sorgulama yerine; önyargı, taassup ve taklit hâkim oluyor. Bu durum hem içeriden bir zayıflamaya yol açıyor hem de dışarıdan yöneltilen yanlış ithamların güç kazanmasına zemin hazırlıyor. Öte yandan Batı’nın “medeniyet getirme” iddiasıyla Doğu coğrafyasına gelişi, tarihin en acı tecrübeleriyle sabittir. Yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin sömürülmesi, sınırların cetvelle çizilmesi, toplumların kimliklerinden koparılması bu iddianın ardındaki gerçek niyeti fazlasıyla açığa çıkarmıştır. Bugün bile “insan hakları”, “özgürlük” ve “demokrasi” söylemleri eşliğinde sürdürülen müdahalelerin bedelini, yine Müslüman toplumlar ödemektedir. Ancak burada durup kendimize de şu soruyu sormamız gerekir: Biz nerede hata yaptık? İslam gerçekten ilerlemeye engel miydi, yoksa biz mi ilmi, çalışmayı, ahlakı ve sorumluluğu terk ettik? Hakikat şudur ki; geri kalmışlığımız dinimizden değil, dinimizi hayatın merkezinden çıkarmamızdan kaynaklanmaktadır. Güçlü bir inançla birlikte güçlü bir ilim ve amel anlayışını  kaybettiğimiz anda, başkalarının tahakkümüne açık hale geldik. Bugün Müslüman toplumların yaşadığı dağınıklık, fikir ayrılıkları, ahlaki zaaflar ve ilimden uzaklaşma; sadece siyasi değil, aynı zamanda zihinsel ve manevi bir krizin göstergesidir. Birlik yerine ayrılığı, üretim yerine tüketimi, hikmet yerine tepkiselliği tercih ettiğimiz sürece bu tablo değişmeyecektir. Bu yazının amacı İslam’ı savunmak değildir; zira İslam’ın savunulmaya ihtiyacı yoktur. Asıl mesele, onun hakikatini yeniden hatırlamak ve hatırlatmaktır. İslam; doğru, yüce, dengeli ve insanı hem dünyada hem ahirette huzura ulaştırmayı hedefleyen bir dindir. Eğer onu yeniden ilimle, ahlakla, hikmetle ve adaletle yaşarsak; geçmişte olduğu gibi bugün de insanlığa yön verecek bir medeniyet inşa etmemiz mümkündür. Tarih bunun mümkün olduğunu gösterdi. Soru şu: Bugün biz, buna hazır mıyız?
Ekleme Tarihi: 23 Aralık 2025 -Salı

İlerleme Kimin Meselesi?

Batı, uzun zamandır Doğu’ya dair tek taraflı bir anlatı kuruyor: Medeniyetin, kültürün ve ilerlemenin temsilcisi kendisi; cehaletin, hurafenin ve geri kalmışlığın kaynağı ise Doğu… Oysa tarihe biraz daha dikkatle bakıldığında, Doğu’nun —özellikle de İslam medeniyetinin— ilimde, sanatta, ahlakta ve düşüncede insanlığa yön verdiği dönemler inkâr edilemez bir hakikat olarak karşımızda durur.

Nitekim birçok Batılı seyyah ve düşünür, İslam ülkelerinin farklı coğrafyalarına yaptıkları yolculuklar sırasında bu hakikati bizzat görmüş; özellikle 20. yüzyılın ilk yarısından itibaren, İslam’ın özünde cehaleti değil hikmeti, durağanlığı değil ilerlemeyi barındırdığını fark ederek bu dine yönelmiştir. Bu yöneliş, İslam’ın hakikatine karşı yapılan yüzeysel eleştirilerin ne kadar temelsiz olduğunu da açıkça ortaya koymaktadır.

 

Ne var ki asıl sorun burada başlıyor. Bugün Müslümanların bir kısmı da ne yazık ki dinlerini hakikatiyle tanımaktan uzak. İslam, derinlikli bir ilim ve ahlak sistemi olmaktan çıkarılıp; kulaktan dolma bilgilerle, hurafelerle ve şekilci bir anlayışla algılanıyor. Araştırma, tefekkür ve sorgulama yerine; önyargı, taassup ve taklit hâkim oluyor. Bu durum hem içeriden bir zayıflamaya yol açıyor hem de dışarıdan yöneltilen yanlış ithamların güç kazanmasına zemin hazırlıyor.

Öte yandan Batı’nın “medeniyet getirme” iddiasıyla Doğu coğrafyasına gelişi, tarihin en acı tecrübeleriyle sabittir. Yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin sömürülmesi, sınırların cetvelle çizilmesi, toplumların kimliklerinden koparılması bu iddianın ardındaki gerçek niyeti fazlasıyla açığa çıkarmıştır. Bugün bile “insan hakları”, “özgürlük” ve “demokrasi” söylemleri eşliğinde sürdürülen müdahalelerin bedelini, yine Müslüman toplumlar ödemektedir.

Ancak burada durup kendimize de şu soruyu sormamız gerekir: Biz nerede hata yaptık? İslam gerçekten ilerlemeye engel miydi, yoksa biz mi ilmi, çalışmayı, ahlakı ve sorumluluğu terk ettik? Hakikat şudur ki; geri kalmışlığımız dinimizden değil, dinimizi hayatın merkezinden çıkarmamızdan kaynaklanmaktadır. Güçlü bir inançla birlikte güçlü bir ilim ve amel anlayışını 
kaybettiğimiz anda, başkalarının tahakkümüne açık hale geldik.

Bugün Müslüman toplumların yaşadığı dağınıklık, fikir ayrılıkları, ahlaki zaaflar ve ilimden uzaklaşma; sadece siyasi değil, aynı zamanda zihinsel ve manevi bir krizin göstergesidir. Birlik yerine ayrılığı, üretim yerine tüketimi, hikmet yerine tepkiselliği tercih ettiğimiz sürece bu tablo değişmeyecektir.

Bu yazının amacı İslam’ı savunmak değildir; zira İslam’ın savunulmaya ihtiyacı yoktur. Asıl mesele, onun hakikatini yeniden hatırlamak ve hatırlatmaktır. İslam; doğru, yüce, dengeli ve insanı hem dünyada hem ahirette huzura ulaştırmayı hedefleyen bir dindir. Eğer onu yeniden ilimle, ahlakla, hikmetle ve adaletle yaşarsak; geçmişte olduğu gibi bugün de insanlığa yön verecek bir medeniyet inşa etmemiz mümkündür.

Tarih bunun mümkün olduğunu gösterdi. Soru şu: Bugün biz, buna hazır mıyız?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (8)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sonalanya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Naz çağla
(23.12.2025 22:15 - #321)
Seni çok seviyorum canım öğretmenim
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sonalanya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Şebnem örs
(23.12.2025 23:15 - #322)
Emeğinize sağlık ramazan hocam.. çok başarılı..
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sonalanya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
M.Asıf Işık
(24.12.2025 07:23 - #323)
Güzel ve yerinde tesbitler. Her bir mesele üzerinde derinlemesine fikrî, felsefî, psikolojik, sosyolojik, siyasî ve iktisadî etütler yapılması gereken konular özetlenerek söz edilmiş. Devlet aklı işin bu noktasında mutlaka devreye girmeli. Çağın akışı istikametinde stratejiler geliştirilmeli. Kısaca bir an önce sosyal, siyasi, teknik ve ekonomik alanlarda her bakımdan hazır olmalıyız.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sonalanya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Yusuf KAMBUR
(24.12.2025 10:31 - #324)
Hakikatin parçalarını elinde tutanlar kendi elindekine sadece sımsıkı sarılip diğerlerine BATIL muamelesi yaptığına göre BÜTÜNE ulaşmak zaman alacaktır. Sizin çok güzel ifade ettiğiniz hedefe ulaşabilmek bugün zor görünüyor. Çünkü çözüm bulması gerekenler sorun üretiyor. Güzel yazınız için tebrikler hocam
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sonalanya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Gülşen
(24.12.2025 18:35 - #325)
Dinimizin öğretilerini günlük hayatta uygulamamak , değerlerden uzaklaşmak,bizi geri bıraktırıyor,dini sadece bir ibadet şekli olarak görmeyip, ahlak, adalet, hikmet değerlerle yaşamayı bıraktıkca sorunlar ortaya çıkıyor,.dini hayatın merkezi yaparsak ahlaklı,adil üretken oluruz,bu değerlerle yaşarsak daha adil ve eşitlikci olur
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sonalanya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Gülşen
(24.12.2025 18:36 - #326)
Dinimizin öğretilerini günlük hayatta uygulamamak , değerlerden uzaklaşmak,bizi geri bıraktırıyor,dini sadece bir ibadet şekli olarak görmeyip, ahlak, adalet, hikmet değerlerle yaşamayı bıraktıkca sorunlar ortaya çıkıyor,.dini hayatın merkezi yaparsak ahlaklı,adil üretken oluruz,bu değerlerle yaşarsak daha adil ve eşitlikci olur
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sonalanya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Bigamtekstil
(26.12.2025 09:24 - #327)
Emeğinize sağlık hocam, çok güzel başarlı
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sonalanya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Cevdet Sevinç
(26.12.2025 09:50 - #328)
Evet hocam, çok haklısınız. Dinin özü olan, ahlak, vicdan ve merhamet çekilip alındığında geriye sadece şekilcilik kalıyor. Oysa ki Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmuş. Bugün, din adına konuşan çok, ama dinle yaşanan arasında büyük bir uçurum var. Gerçek müslümanlık; kul hakkına dikkat etmek, adaletli olmak, yalan söylememek, kibirden uzak durmak, merhametli olmakla yaşanır. Yani mesele; “Müslümanım” demek değil, Müslüman gibi davranabilmek. Allah hepimize gerçek anlamda ahlaklı, vicdanlı, merhametli bir hayat nasip etsin.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sonalanya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.