Her yıl aynı görüntü…
Meydanlar dolu, sloganlar yükseliyor, ekranlar “işçi bayramı” diyor.
Ama o kalabalığın içinde insanın içini burkan bir soru büyüyor:
Bu gün gerçekten işçinin günü mü?
BU GÜN NASIL DOĞDU?
1 Mayıs aslında bir kutlamadan değil, bir mücadeleden doğdu.
1800’lü yılların sonunda işçiler, insan onuruna yakışmayan çalışma şartlarına karşı ayağa kalktı. Günde 12-14 saat çalışılan, haftanın neredeyse her günü süren ağır bir düzen vardı.
İlk ciddi adımlardan biri 1856’da Avustralya’nın Melbourne kentinde atıldı. İşçiler, “8 saat çalışma” talebiyle yürüyüş yaptı.
Ama asıl kırılma noktası 1 Mayıs 1886 oldu.
Amerika’da yüz binlerce işçi, “8 saat iş, 8 saat dinlenme, 8 saat yaşam” talebiyle greve çıktı. Chicago başta olmak üzere birçok şehirde büyük gösteriler yapıldı. O gün sadece bir iş bırakma eylemi değil, bir toplumun vicdanı sınandı.
Ardından Haymarket Olayı yaşandı… kan döküldü, insanlar öldü, baskılar arttı.
Fakat mücadele durmadı.
1889’da İkinci Enternasyonal toplantısında 1 Mayıs, tüm dünyada “birlik, mücadele ve dayanışma günü” olarak kabul edildi. 1890’dan itibaren ise birçok ülkede kutlanmaya başladı.
Yani 1 Mayıs’ın temeli;
bayram değil, bedel üzerine kuruldu.
BUGÜN GELİNEN NOKTA
Bugün 95’ten fazla ülkede 1 Mayıs resmi tatil olarak kabul ediliyor.
Geçit törenleri, yürüyüşler, konuşmalar yapılıyor.
Ama görüntüye bakınca ortaya başka bir tablo çıkıyor:
MEYDANLAR KALABALIK, İŞÇİ YOK
İnşaatta çalışan usta o gün de çalışıyor.
Tarladaki işçi güneşin altında.
Turizmde vardiya devam ediyor.
Esnaf kepenk açmak zorunda.
Yani adı “işçi bayramı” olan günde,
işçi çoğu zaman bayram yapamıyor.
BAYRAM MI, SAHNE Mİ?
Ekranlarda başka bir görüntü var:
Sloganlar, pankartlar, siyasi mesajlar…
Emek konuşuluyor ama çoğu zaman emekçinin kendisi görünmüyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Bu bir bayram mı, yoksa bir gösteri mi?
EMEĞİN GÖLGESİ
1 Mayıs’ın özü çok net aslında:
insanca çalışma hakkı, adalet, eşitlik…
Ama zamanla bu anlam, farklı seslerin arasında dağılıyor.
Emeğin sesi yer yer yükseliyor ama çoğu zaman ideolojik tartışmaların gölgesinde kalıyor.
ASIL SORU
Burada en basit ama en ağır soru şudur:
Eğer işçi çalışıyorsa ve kutlayamıyorsa,
bu gerçekten onun bayramı mı?
SON SÖZ
1 Mayıs bir tarih değil sadece…
bir mücadelenin hatırası.
Ama bugün geldiğimiz noktada şu gerçek ortada duruyor:
Adı işçi bayramı,
ama yükü hâlâ işçinin omzunda.
Ve belki de en çok sorulması gereken soru şu:
Bu bayramı kim kutluyor,
ve kim gerçekten yaşıyor?
