Antalya'da er meydanı hiç boş kalmıyor

YAŞAM 01.10.2026 - 22:08, Güncelleme: 01.10.2026 - 22:08
 

Antalya'da er meydanı hiç boş kalmıyor

Bir başpehlivan gidiyor, yenisi geliyor. Antalya'nın yağlı güreşteki başarısının sırrı sadece kazanılan altın kemerlerde değil; Elmalı'dan Alanya'ya, ailelerden güreş eğitim merkezlerine uzanan güçlü bir gelenekte yatıyor.

Antalya denildiğinde akla deniz, turizm ve güneş geliyor. Ancak kentin yüzyıllardır devam eden başka bir geleneği daha var: Yağlı güreş. Bugün Kırkpınar'da Antalya adına mücadele eden pehlivanların başarısına bakıldığında ortaya dikkat çekici bir tablo çıkıyor. Bir dönem Mehmet Yeşil Yeşil, ardından Ali Gürbüz, İsmail Balaban ve Orhan Okulu gibi isimler zirveye çıktı. Son yıllarda ise Yusuf Can Zeybek ve Erkan Taş gibi yeni isimler Antalya'nın güreş geleneğini taşımaya devam etti. Bu durum Antalya'da yağlı güreşin yalnızca bir spor dalı olmadığını, adeta nesilden nesile aktarılan bir kültür olduğunu ortaya koyuyor. ELMALI'DA BAŞLAYAN HİKÂYE Antalya'nın güreş hafızasının merkezinde Elmalı bulunuyor. Tarihi Yeşilyayla Yağlı Güreşleri, yüzyıllardır pehlivanların buluştuğu önemli er meydanlarından biri. Elmalı'nın güreş kültürü, sadece bölgedeki organizasyonlarla sınırlı kalmadı; buradan yetişen pehlivanlar zaman içerisinde Kırkpınar'ın en önemli isimleri arasında yer aldı. İsmail Balaban ve Orhan Okulu gibi başpehlivanların hikâyelerinde Elmalı'nın önemli bir yeri bulunuyor. Elmalı'nın özelliği ise sadece geçmişten gelen bir organizasyona sahip olması değil. Gençlerin küçük yaşlardan itibaren güreşle tanışmasını sağlayan sosyal bir ortam oluşturması. BİR AİLEDE BAŞLAYAN GÜREŞ, TÜRKİYE'YE UZANIYOR Antalya'nın güreş geleneğinde ailelerin rolü dikkat çekiyor. Recep Gürbüz'ün ardından oğlu Ali Gürbüz'ün Kırkpınar'da başpehlivan olması bunun en bilinen örneklerinden biri. Recep Gürbüz'ün 1988 yılında Kırkpınar'da kazandığı başpehlivanlık, Antalya adına tarihi bir dönüm noktası olurken, yıllar sonra Ali Gürbüz'ün dört kez Kırkpınar başpehlivanı olması bu mirasın devam ettiğini gösterdi. Balaban kardeşlerin hikâyesi de Antalya'nın güreş kültüründeki aile bağının başka bir örneği oldu. Bu nedenle Antalya'nın yağlı güreş başarısına yalnızca spor kulüpleri açısından değil, aile ve mahalle kültürü açısından da bakmak gerekiyor. KIRKPINAR'DA ANTALYA İMZASI Son yıllardaki Kırkpınar sonuçları Antalya'nın güreşteki ağırlığını açıkça ortaya koyuyor. Mehmet Yeşil Yeşil, Ali Gürbüz, İsmail Balaban, Orhan Okulu, Cengizhan Şimşek ve Yusuf Can Zeybek gibi isimler farklı yıllarda Kırkpınar'da başpehlivanlık elde etti. 2026 yılında ise Antalya Büyükşehir Belediyesi adına mücadele eden Erkan Taş, 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde şampiyon oldu. Böylece Antalya'nın er meydanındaki temsil zincirine yeni bir isim daha eklendi. ALANYA'DA AYNI HİKÂYENİN BAŞKA BİR SAHNESİ Antalya'nın güreş haritası sadece Elmalı ve Kırkpınar'dan ibaret değil. Alanya Gökbel Yağlı Güreşleri de kentin güreş kültürünün önemli duraklarından biri. 2026 yılında Gökbel'de Enes Doğan'ın üst üste üçüncü kez başpehlivan olması, Alanya'nın da kendi şampiyonunu yetiştirdiğini ortaya koydu. Gökbel'de yüzlerce pehlivanın aynı gün er meydanına çıkması, yağlı güreşin Alanya'da yalnızca bir organizasyon değil, geniş bir sporcu ve seyirci kültürü oluşturduğunu gösteriyor. BAŞPEHLİVANLIK SADECE SON DURAK Antalya'nın asıl gücü belki de burada ortaya çıkıyor. Başpehlivanlık, uzun bir yolculuğun son aşaması. Minik boydan başlayan sporcular; teşvik, tozkoparan, deste, küçük orta, büyük orta ve başaltı gibi kategorilerden geçerek başpehlivanlığa ulaşıyor. Kırkpınar'da Antalya adına alt boylarda elde edilen dereceler, bu sistemin çalışmaya devam ettiğini gösteriyor. Bugünün minik pehlivanları, birkaç yıl sonra Antalya'nın yeni başaltı ve başpehlivan adayları olabilir. ESKİLER GİDİYOR, YENİLER GELİYOR Antalya'nın en dikkat çekici özelliği ise kuşaklar arasındaki devamlılık. Recep Gürbüz döneminden Mehmet Yeşil Yeşil'e, Ali Gürbüz ve İsmail Balaban'dan Orhan Okulu'ya, Cengizhan Şimşek ve Yusuf Can Zeybek'den Erkan Taş'a uzanan çizgide isimler değişiyor ancak Antalya'nın er meydanındaki varlığı devam ediyor. Bu nedenle Antalya'nın yağlı güreş başarısını yalnızca "kaç altın kemer kazanıldı?" sorusuyla ölçmek yeterli değil. Asıl hikâye, her dönemde yeni bir pehlivanın ortaya çıkması. ANTALYA'NIN ER MEYDANI GELECEĞE HAZIRLANIYOR Bugün Antalya'da Elmalı'nın tarihi geleneği, Alanya Gökbel'in yükselen organizasyonu, belediyelerin spor kulüpleri ve güreş eğitim merkezleri aynı zincirin farklı halkalarını oluşturuyor. Bir tarafta geçmişin şampiyonları, diğer tarafta henüz adını Türkiye'nin tamamına duyurmamış genç pehlivanlar bulunuyor. Er meydanında yağlanan her genç pehlivan, aslında Antalya'nın gelecekteki güreş hikâyesinin bir parçası. Antalya'nın yağlı güreşteki en büyük başarısı belki de kazandığı kemerlerin sayısı değil; bir şampiyonun ardından yeni bir şampiyon yetiştirebilmesi. Ve Antalya'da er meydanı, bu nedenle hiç boş kalmıyor. Hamdi Acet SonAlanya
Bir başpehlivan gidiyor, yenisi geliyor. Antalya'nın yağlı güreşteki başarısının sırrı sadece kazanılan altın kemerlerde değil; Elmalı'dan Alanya'ya, ailelerden güreş eğitim merkezlerine uzanan güçlü bir gelenekte yatıyor.

Antalya denildiğinde akla deniz, turizm ve güneş geliyor. Ancak kentin yüzyıllardır devam eden başka bir geleneği daha var: Yağlı güreş.

Bugün Kırkpınar'da Antalya adına mücadele eden pehlivanların başarısına bakıldığında ortaya dikkat çekici bir tablo çıkıyor. Bir dönem Mehmet Yeşil Yeşil, ardından Ali Gürbüz, İsmail Balaban ve Orhan Okulu gibi isimler zirveye çıktı. Son yıllarda ise Yusuf Can Zeybek ve Erkan Taş gibi yeni isimler Antalya'nın güreş geleneğini taşımaya devam etti.

Bu durum Antalya'da yağlı güreşin yalnızca bir spor dalı olmadığını, adeta nesilden nesile aktarılan bir kültür olduğunu ortaya koyuyor.

ELMALI'DA BAŞLAYAN HİKÂYE
Antalya'nın güreş hafızasının merkezinde Elmalı bulunuyor.

Tarihi Yeşilyayla Yağlı Güreşleri, yüzyıllardır pehlivanların buluştuğu önemli er meydanlarından biri. Elmalı'nın güreş kültürü, sadece bölgedeki organizasyonlarla sınırlı kalmadı; buradan yetişen pehlivanlar zaman içerisinde Kırkpınar'ın en önemli isimleri arasında yer aldı.

İsmail Balaban ve Orhan Okulu gibi başpehlivanların hikâyelerinde Elmalı'nın önemli bir yeri bulunuyor.

Elmalı'nın özelliği ise sadece geçmişten gelen bir organizasyona sahip olması değil. Gençlerin küçük yaşlardan itibaren güreşle tanışmasını sağlayan sosyal bir ortam oluşturması.

BİR AİLEDE BAŞLAYAN GÜREŞ, TÜRKİYE'YE UZANIYOR
Antalya'nın güreş geleneğinde ailelerin rolü dikkat çekiyor.

Recep Gürbüz'ün ardından oğlu Ali Gürbüz'ün Kırkpınar'da başpehlivan olması bunun en bilinen örneklerinden biri.

Recep Gürbüz'ün 1988 yılında Kırkpınar'da kazandığı başpehlivanlık, Antalya adına tarihi bir dönüm noktası olurken, yıllar sonra Ali Gürbüz'ün dört kez Kırkpınar başpehlivanı olması bu mirasın devam ettiğini gösterdi.

Balaban kardeşlerin hikâyesi de Antalya'nın güreş kültüründeki aile bağının başka bir örneği oldu.

Bu nedenle Antalya'nın yağlı güreş başarısına yalnızca spor kulüpleri açısından değil, aile ve mahalle kültürü açısından da bakmak gerekiyor.

KIRKPINAR'DA ANTALYA İMZASI
Son yıllardaki Kırkpınar sonuçları Antalya'nın güreşteki ağırlığını açıkça ortaya koyuyor.

Mehmet Yeşil Yeşil, Ali Gürbüz, İsmail Balaban, Orhan Okulu, Cengizhan Şimşek ve Yusuf Can Zeybek gibi isimler farklı yıllarda Kırkpınar'da başpehlivanlık elde etti.

2026 yılında ise Antalya Büyükşehir Belediyesi adına mücadele eden Erkan Taş, 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde şampiyon oldu.

Böylece Antalya'nın er meydanındaki temsil zincirine yeni bir isim daha eklendi.

ALANYA'DA AYNI HİKÂYENİN BAŞKA BİR SAHNESİ
Antalya'nın güreş haritası sadece Elmalı ve Kırkpınar'dan ibaret değil.

Alanya Gökbel Yağlı Güreşleri de kentin güreş kültürünün önemli duraklarından biri.

2026 yılında Gökbel'de Enes Doğan'ın üst üste üçüncü kez başpehlivan olması, Alanya'nın da kendi şampiyonunu yetiştirdiğini ortaya koydu.

Gökbel'de yüzlerce pehlivanın aynı gün er meydanına çıkması, yağlı güreşin Alanya'da yalnızca bir organizasyon değil, geniş bir sporcu ve seyirci kültürü oluşturduğunu gösteriyor.

BAŞPEHLİVANLIK SADECE SON DURAK
Antalya'nın asıl gücü belki de burada ortaya çıkıyor.

Başpehlivanlık, uzun bir yolculuğun son aşaması.

Minik boydan başlayan sporcular; teşvik, tozkoparan, deste, küçük orta, büyük orta ve başaltı gibi kategorilerden geçerek başpehlivanlığa ulaşıyor.

Kırkpınar'da Antalya adına alt boylarda elde edilen dereceler, bu sistemin çalışmaya devam ettiğini gösteriyor.

Bugünün minik pehlivanları, birkaç yıl sonra Antalya'nın yeni başaltı ve başpehlivan adayları olabilir.

ESKİLER GİDİYOR, YENİLER GELİYOR
Antalya'nın en dikkat çekici özelliği ise kuşaklar arasındaki devamlılık.

Recep Gürbüz döneminden Mehmet Yeşil Yeşil'e, Ali Gürbüz ve İsmail Balaban'dan Orhan Okulu'ya, Cengizhan Şimşek ve Yusuf Can Zeybek'den Erkan Taş'a uzanan çizgide isimler değişiyor ancak Antalya'nın er meydanındaki varlığı devam ediyor.

Bu nedenle Antalya'nın yağlı güreş başarısını yalnızca "kaç altın kemer kazanıldı?" sorusuyla ölçmek yeterli değil.

Asıl hikâye, her dönemde yeni bir pehlivanın ortaya çıkması.

ANTALYA'NIN ER MEYDANI GELECEĞE HAZIRLANIYOR
Bugün Antalya'da Elmalı'nın tarihi geleneği, Alanya Gökbel'in yükselen organizasyonu, belediyelerin spor kulüpleri ve güreş eğitim merkezleri aynı zincirin farklı halkalarını oluşturuyor.

Bir tarafta geçmişin şampiyonları, diğer tarafta henüz adını Türkiye'nin tamamına duyurmamış genç pehlivanlar bulunuyor.

Er meydanında yağlanan her genç pehlivan, aslında Antalya'nın gelecekteki güreş hikâyesinin bir parçası.

Antalya'nın yağlı güreşteki en büyük başarısı belki de kazandığı kemerlerin sayısı değil; bir şampiyonun ardından yeni bir şampiyon yetiştirebilmesi.

Ve Antalya'da er meydanı, bu nedenle hiç boş kalmıyor.

Hamdi Acet SonAlanya

Antalya HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sonalanya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.