Her yıl aynı tabloyla karşılaşıyoruz. Sezon başlamadan önce mutlaka bir olumsuzluk gündeme geliyor. Savaş, pandemi, terör eylemleri, kazalar… Eğer hiçbir şey yoksa bile ses getiren bir kaos haberi mutlaka ortaya çıkıyor. Ukrayna savaşı, Irak ve Suriye’deki çatışmalar, pandemi süreci, ülkemizdeki patlamalar ya da bir otobüs kazası… Ne olursa olsun turizm başlamadan önce bir şekilde darbe alıyor.
Bu durum doğrudan vatandaşa ve turizm çalışanlarına yansıyor. Sezon geç açılıyor, düşük ücretlerle başlıyor. Vasıfsız bir işçi üzerinden örnek verelim: Asgari ücret 28 bin lira. Bu işçi en fazla 6 ay çalışabiliyor. Yılın geri kalanında elinde sadece 14 bin lira kalıyor. Sigortasızlık eklendiğinde tablo daha da ağırlaşıyor. Boşta kalan çalışan hayatını kredi kartı veya borçla sürdürüyor. Sonuç hep aynı: Eksilerde biten bir yıl.
Borçlar ödenemiyor, miraslar satılıyor, aile içi huzursuzluklar artıyor. Boşanmalar, kavgalar, dolandırıcılıklar derken cezaevleri dolup taşıyor. Peki bu insan hiç mi yaşamayacak? Hiç mi bir şey almayacak, içmeyecek, telefon kullanmayacak? Bu örneği vasıfsız işçi üzerinden verdim ama aynı tabloyu usta çalışan için de kurabiliriz. Sonuç değişmiyor: Turizmde eleman bulamıyoruz.
Ve soruyorum: Neden kalsın? Bana güzel bir sebep gösterin.
Devamını haftaya yazacağım...
Hidayet Kızıları
TAFED Başkan Yardımcısı
Gastronomi Yıldızları Derneği Başkanı
