Yazı Detayı
26 Kasım 2020 - Perşembe 10:30
 
ZENGİNİN MASKESİ
Ramazan Seydaoğlu
 
 

 

Pandemi alıp başını gidiyor. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de virüs son dönemlerde azgın bir canavar gibi saldırıyor. Son gelen güncel sayılar korkunç! Resmi rakamlara göre yeni tespitler yedi binleri aşan bir rakamla anılıyor. Ve tabii ki binlerce ağır hasta yoğun ünitelerde.

 

Rakamlar arttıkça merkezi yönetimce televizyonlarda bas bas kurallar hatırlatıldı. Reklam spotları yapıldı, insanlar duyarlı olmaya çağrıldı. Ancak anlamayan bir güruhun ısrarlarıyla rakamların önü alınamayınca yeni tedbirler yürürlüğe konmaya başladı. Akabinde sokağa çıkmada kısmî kısıtlamalar getirildi. Mekanlar, işyerleri kapatıldı. Bu yeterli olmasa yeni kısıtlamalarla da karşılaşacağımız kaçınılmaz olacaktır.

 

Hastalık azdıkça turizmden-eğitime, eğlenceden-tarımsal üretime, insan faktörünün ön planda olduğu hemen hemen her sektörde hizmetler akamete uğradı. Bu da piyasaya ve dövize yansımış oldu haliyle.

 

Pandemik sürecin hükümetçe iyi veya kötü yönetildiği konusunda polemiklere girmek istemiyorum.. Oldum olası siyasi polemikleri sevmem. Ancak gözle görülen faaliyetler ve çabalar var. Bu çabalara şeffaflık da eklenirse -ki en büyük polemikler bu konuda- başarıya ulaşmak için bir tek şey kalıyor o da bu süreçte çalışan ve çabalayan sağlık ekiplerine destek vermek. Sağlık çalışanlarına ve devlet görevlilerine destek verebilmemizin tek yolu elbette uyarılara ve kurallara uymaktır.

 

Herşey gözler önünde cereyan ediyor ve hemen hemen her aileye birden fazla kişiye sirayet eden bir bela ile uğraşmak durumunda kalıyor yetkili insanlar. Bu belayı çabuk def etmenin en iyi yolu eve kapanmaktır. Bence de yeni ve çok sert tedbirlere başvurulması gerekir ki bir an önce rakamları geriye dönük işler hale getirebilelim. Yoksa bu gidişle tamamen dolmak üzere olan hastane kapılarında ölüp gidecek hastalar. “Allah korusun!” diyeceğinizi biliyorum da bizim de kendimizi korumamız lazım elbette. Bu da zorunlu olmadıkça dışarı çıkmamak ve çıkınca da illa ki maske takmak ve mesafeye dikkat etmek lazım gelir. Çarşıda pazarda elli paketlik maskeler 10 liraya kadar düşmüşken evlerimize paket paket alıp kullanmalıyız.

 

Maske dedim de bugün bir haber okudum. “Altın ve Gümüşten Yapılan Maskeler Satışa Sunuldu..” diyor.   Yanlış okumadınız. Başlık aynen böyle.. Hatta tırnak içindeki bu haber yazısını da internetteki konuyla ilgili haberi kopyalayıp metinin içine yapıştırdım ki daha inandırıcı olsun diye.. Şaka bir yana ben de çok ayıp ettim, değil mi? Elbette ki zengin ile fakirin maskeleri farklı olmalıydı değil mi? Ağa rolündeki Şener Şen’in de buyurduğu gibi: “Ağa p.. üstüne p… mu olurmuş?” değil mi? 

 

Piyasada tanesi beş kuruşa düşen bir maskeyi zenginler ya da sosyete kodoşları/nonoşları nasıl taksınlar? Bu onların havalarını bozup itibarlarını yerlerde süründürmez mi? Onlar için elbette özel maskeler üretilecek ki havaları yerinde olsun. Korona bile onlardan korksun. Fakir fukaranın ciğerleri dururken onların 5 kuruş etmeyen ciğerlerine bulaşmasın..

 

Merak edeniniz varsa, bu maske İstanbul’da Mahmutpaşa’da sivri zekâlı bir kuyumcu esnafı tarafından üretilmeye ve satışa başlanmış, son derece hafif ve virüs savar olan bu maskelerin tanesi de gümüş olanları 1500 liradan satılırken, altın olanları da 20 bine kadar satılıyormuş.
 

Hani korona, altın ve gümüş maskelere rağmen onlara da bulaşır da ölürlerse cesetleri de yakışıklı olur belki.

 

Eh ne diyelim, sonumuz hayrolsun!..

 
Etiketler: ZENGİNİN, MASKESİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı